🌗 Kaza Ve Kaderle Ilgili Ayetler

Peygamber de bazı meşhur hadislerinde kadere imanı bir iman esası olarak açıklamıştır. KADER İLE İLGİLİ AYETLER. Kader konusu ile ilgili bazı âyetlerin meâli şöyledir: "O'nun katında her şey bir ölçü (miktar) iledir." (er-Ra‘d 13/8) "Her şeyi yaratıp ona bir nizam veren ve mukadderatını tayin eden Allah Şimdi kaza ve kaderin ne anlama geldiğini görelim. Kur’an-ı Kerim’de Kaderle ilgili bir ayeti kerime de, mealen;-” De ki: “Allah’ın bize yazdığı şeyden başkası, bize asla isabet etmez. O, bizim Mevlâ’mızdır ve artık mü’minler, Allah’a tevekkül etsinler.” ( Tevbe – 51 ) Buyurulmaktadır. Hervarlık bir ilâhi ölçüye bağlıdır. Âlemdeki düzen ve istikrar, devamlılık ilâhî kaza ve kaderle mümkün olmaktadır. Kazâ ve kader Kur’an’da imanın şartları içerisinde geçmez. Ancak pek çok âyet ve hadis Allah’ın takdirine, hikmetine, hükmüne, iradesine ve gücüne işaret etmektedir. Kur’an’da kader ve kaza Kaza ve Kader ile İlgili Fetvalar cep boy. Muhammed B. İbrahim el-Hamed. GURABA YAYINLARI. Kaza ve kader meselesi. Kaza ve kadere iman etmeyen kimsenin durumu. Kaza ve kader meselesinin niçin gaybi bir mesele olduğu. Kaza ve kaderle ilgili olarak sorulabilecek soruların cevapları. Kaza ve kaderle ilgili olarak ehl-i sünnet ve'l cemaat Anasayfa» Etiket: kaza ve kader ile ilgili ayetler. REKLAM ALANI. Kaza ve Kaderin Dayandığı Deliller Eğer emir ve yasaklara uymaya gücü yetmez anlamında olursa yanlış olur. Çünkü kullara gücü yetmeyecek şey emredilmemiştir. (1/266) Sual: Kaza ve kader hakkında, ne kadar bilgi yeterlidir? CEVAP İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Kaza ve kader bilgisini, çok kimseler anlayamadığından, doğru yoldan ayrılmıştır. KAZAVE KADERLE İLGİLİ AYETLER. Kaza ve kaderin dayandığı âyetlerden bazıları şunlardır: “..O’nun katında her şey bir ölçü (miktar) iledir.” [1] “..Her şeyi yaratıp ona bir nizam veren ve mukadderatını belirleyen Allah, yüceler yücesidir.” Şayetonlara: “Hiç kuşkusuz ölümden sonra diriltileceksiniz.” desen, o kâfirler: “Bu apaçık bir sihirdir.” derler. (11/Hûd 7) bk. 38/Sâd, 27. Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ile (hakkı açığa çıkarmak, Allah’ın kudretini göstermek, insanlara kazandıklarına göre karşılık vermek için) yarattık Buradaöncelikle kader kelimesi ve kader kelimesiyle aynı kökten gelen kelime ve kavramların yer aldığı ayetlere yer verecek, daha sonra da kaderle ilişkilendirilen ayetlere ve bu ayetlerle ilgili yorumlara değineceğiz. 23 Mütercim Asım Efendi, Kamusü’l-Muhit Tercümesi, VI, s. 5941-5942. FHOy. Kader Ezeli zamandan ebediyete kadar olmuş ve olacak olan şeylerin zamanı, yeri ve nasıl olacağını Allah'ın bilmesidir. Kaza Allah’ın önceden bilip takdir ettiği her şeyin zamanı geldiğinde meydana çıkarılmasıdır. Kader ve kazaya iman etmek inanç esasları arasında yer alan önemli bir konudur. Yüce Allah'ın her şeyi ezeli ilminde bilmesi ve her şeyin o bilgi dahilinde ortaya çıkması tartışılamaz. Allah’ın olacakları ezeli ilminde bilip takdir etmesi, kulun kendi iradesiyle işleyeceği sevap ya da günahlardır. Allah, kulunun bir günahı işleyeceğini bildiği için ezeli ilmine kaydetmiştir. 3. Sure'de Yer Alan Ayetler 154. Ayeti Üzüntünün arkasından, size bir güven ve bir uyku indirildi. Bu uyku bir kısım insanı bürüyorken, bir kısım insanı da kendi canlarının derdine düşürmüştü. Allah’a karşı haksız bir zanda bulunuyorlar onlar “Bu işten bize bir şey var mı?” diyorlar. De ki “Bütün her şey Allah’a aittir.” Onlar sana açıklayamadığı şeyleri içlerinde gizliyor. Diyorlar ki “Bu işin bize faydası olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki “Evinizin içinde dahi olsaydınız, yine de öldürülmesi yazılı olanlar, mutlaka öleceklerdi. Allah, kalplerin içindekini deneyip yürekleri temizlemek için yaptı. Şüphesiz Allah, göğüslerin içinde olanı bilir.” 145. Ayeti Ölüm belli bir süreye göre yazılmıştır, hiç kimse Allah’ın izni olmadan ölemez. Kim dünyada sevap kazanmak isterse, kendisine veririz; kim ahirette sevap isterse ondan veririz. Şükredenleri de mükâfatlandıracağız. 6. Suredeki Ayetler 2. Ayeti Önce sizi çamurdan yaratıp, sonra da bir ecel takdir eden Allah'tır. Tayin edilen ecel O’nun katındadır. Bir de şüphe ediyorsunuz. 35. Ayeti Eğer onların yüz çevirmesi ağır geldiyse, gücün de yetiyorsa haydi yerin dibine inebileceğin bir delik veya göğe çıkabileceğin bir merdiven bul da onlara bir mucize getir! Eğer Allah dileseydi, elbette onlara hidayet ederdi. O halde cahillerden olmayın. 54. Suredeki Ayetler 51. Ayeti Ant olsun ki biz, küfürde size benzeyenleri hep helak ettik. Ama bunu düşüneniniz mi var? Ayeti Yapılan her şey kitaplarda kayıtlıdır. Büyük olsun küçük olsun her şey satır satır yazılmıştır. 72. Surenin Ayetleri 25. Ayeti Ey Muhammed! De ki “Söz verilen azap yakın mıdır, yoksa onu Rabbim uzun süreli mi kılmıştır ben bilemem.” 28. Ayeti Böyle yapar ki, Rablerinin mesajlarını tebliğ ettiğini bilirler. Allah onların nezdinde olanları kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır. Kader ve Kaza İle İlgili Hadisler 1. "Kadere, şerre ve hayra ve iman etmedikçe, olacak şeyin asla şaşmayacağına, olmayacak şeyin de asla gelmeyeceğine inanmadıkça, kimse iman etmiş sayılmaz." 2. "Yüce Allah, önce kalemi yarattı sonra, kaderi ve sonsuza kadar olacak olanları yaz emri verdi. 3. Kadere inanmak, imanın esaslarındandır" 4. "Kadere inanmayan kimsenin imanı gerçeğine erişmez" 5. "Kaderi inkar eden kimsenin İslam’dan nasibi yoktur" 6. "Kadere iman etmek, tevhidin bir nizamıdır" 7. "Ahir zamanda şerli olan kimseler kader hakkında konuşur " 8. "Ahir zamanda da kaderi inkar edenler çıkacaktır" 9. rivayet ettiği hadis-i şerifte, Cebrail islam, iman ve ihsanın ne olduğunu anlatırken şu ifadeyi kullanmıştır "Allah’a, meleklere, kitaplara, Peygamberlere, ahiret gününe, kadere, hayrın da şerrin de Allah’tan olduğuna inanmaktır.” Kaza ve kadere iman konusunda Peygamber efendimiz, fazla konuşmayı, münakaşa edilmesini ve bu konuya fazla dalınmasını uygun görmediği bilinmektedir. Önerilen İçerik Din ve Dini Değerlerin Toplumsal Bütünleşmeye Katkısı / DİN Kaza ve Kader ne Demek konusu ve Kaza ve Kader ne Demek hakkında tüm bilgiler… Kaza ve Kader Ne Demek ;İnsanlığın varoluşundan beri, hatta islamiyet’in doğuşundan beri insanların beynini meşgul eden en büyük bilmecedir Kaza ve Kader meselesi… Bu konu hakkında sadece bizi ilgilendiren ve bilmemiz gereken kadarı, o kadar da uzun ve zor değildir. Peygamber efendimiz, bazı meşhur hadislerinde kaza ve kadere imanı, imanın bir esası olarak açıklamıştır. Cebrail hadisi olarak bilinen bir hadis-i şerifte, Cebrail bir insan şekline bürünerek, ashabı ile beraber oturmakta olan Resulullah’ın yanına gelmiş ve “İman nedir?” Diye sormuş, O da Kaza ve kader ne demek “Allah’a, meleklerine, ahiret gününe, hayır ve şerriyle kaza ve kaderin Allah’tan olduğuna inanmandır” cevabını vermiştir. Müslim, İman, Ebu Davud, İbnu Mace Kader ve kaza, alıştığımız tabiri ile kaza ve kader aslında birbirinden ayrılmayan iki durumdur. Ancak, kaza ve kaderi anlatmadan önce bu meselenin temeli olan; İrade nedir? Küllî ve cüzî irade ne demektir? Bunları anlamamız gereklidir. Kaza ve kader ne demek İRADE NEDİR? İnsanın iki tip fiili vardır; birisi kendi irade/istemesiyle yaptığı fiillerdir. Buna ihtiyarî iradeli/isteyerek ve bilerek yapılan fiiller denir. Bunlar kitap okumak, yazı yazmak, oturup kalkmak gibi işlerdir. Bu fiillerin karşılığında sevap almaya veya azap görmeye hak kazanırız. Diğeri ise, insanın irade/istemesinin dışında meydana gelen zarurî fiillerdir. Bunlara refleks hareketleri ve nefes alma gibi fiiller örnek gösterilebilir. Bir davranışı yapabilme, tercih edip gerçekleştirebilme, yapılabilecek iki şeyden birini diğerinden ayırıp o şeyi gerçekleştirmeye irade denir. Kaza ve kader ne demek İslam Alimlerince insanda bulunan irade, iki kısma ayrılmıştır Kaza ve kader ne demek Bunlar; Külli irade ve Cüzi irade’dir… KÜLLİ İRADE NEDİR? Bu irade, insanda mevcut olan bir yetenektir. Fiilen ortaya çıkmadığı veya bir şey ile fiilen ilgisi olmadığı müddetçe buna küllî irade denilir. Bu irade insanın bir işi yapmasına veya yapmamasına vasıtadır. CÜZİ İRADE NEDİR? Küllî iradenin/potansiyel, hareket edebilme ve yapabilme kabiliyetinin, bir işi yapmak için, o tarafa eğilmesi demektir. İnsanlar kendi istek ve iradeleriyle bir şeyi yapmak veya yamamak gücündedirler. Bir işin, iki yönünden birini tercih edip seçebilirler. Sevaba veya azaba müstahak olmaları, belirli şeylerle mükellef yani sorumlu tutulmaları işte bu cüzî irade bir başka deyişle hür iradeleri sebebiyledir. İnsan hür bir iradeye yani cüzi iradeye sahiptir. Bu irade, onun fiillerinin meydana gelmesine tesir eder. Fakat fiillerin gerçek yaratıcısı Allahu Teâla’dır. Bu husus “Allah her şeyi yaratandır.” Zümer Suresi 39/62. “Sizi ve yaptıklarınızı yaratan Allah’tır.”Nisa Suresi 4/78. gibi bir çok ayetle sabitlenmiştir. Allahu Teâlâ, kullarının iradeli yani kasıtlı, hür fiillerini onların irade ve seçimlerine uygun olarak irade eder ve yaratır. Çünkü mutlak yaratan O’dur. İşte cüzi iradenin bu anlamda kavranması gerekir. Kaza ve kader ne demek KADER NEDİR? Allahu Teâla tarafından, var olan her şeyin bütün mahlûkatın ve bütün olayların yaratılmadan önce ezelde, yanında korunmakta olan Levh-i Mahfuz adlı kitapta; durumları, nitelikleri, sebepleri, şartları ve zamanı gelince sahip olacakları güçleri, yetenekleri, yapıları, yerleri, zamanları ile birlikte belirlenmesi, düzenlenmesi ve yazılı olması demektir. İşte bu belirleme işine kader denilir. Takdir edilip belirlenen şeylere de, mukadder takdir olunan denilir. KAZA NEDİR? Allahu Teâla tarafından takdir edilen şeyin varlık yani madde âleminde ortaya çıkması; yaratılıp meydana gelmesi demektir. Kader-kaza ilişkisi bu anlamda öncelik ve sonralık göstermektedir. Zira kader önce, kaza ise sonradır. Yani, önce bir varlık hakkında Allahu Teala’nın takdiri olur, dana sonra kazası gerçekleşir. Bu varlık/madde âleminde gerçekleşen her olay hem kader hem de kazadır. Şayet Allah’ın bildiği bir hikmet sebebiyle gerçekleşmedi ise bu kaderdir. Bu iki tarifte geçen, her şeyin kaderinin Allah’ın ezeli ilminde olmasının anlamına gelince İnsanların cüzî/kasıtlı, hür, serbest iradeleri ile yapmak istedikleri bir şeyi, Allah’ın o kulun bu işi nerede, ne zaman, nasıl ve kiminle ve ne şekilde seçeceklerini bilmesi; bu bilgisine göre irade etmesi ve zamanı gelince de kulun tercihine göre yaratması demektir. Bu bizim, astronomi ilminin vasıtasıyla, gelecek sene Ramazan hilalinin, veya ay tutulmasının hangi tarihte olacağını bilmemiz ve zamanı gelince de o olaya şahit olmamıza benzemektedir. KAZA VE KADERE İMAN ETMEK, İNANMAK NEDİR? Kaza ve kadere inanmak demek, hayır ve şer iyi ve kötü, acı ve tatlı, canlı ve cansız, faydalı ve faydasız her ne varsa hepsinin Allah’ın bilmesi, dilemesi, kudreti, takdiri ve yaratması ile olduğuna, Allah’tan başka yaratıcı bulunmadığına inanmak demektir. Dünyada meydana gelmiş ve gelecek olan her şey, Allah’ın ilmi, dilemesi, takdiri ve yaratması ile olur. Yüce Allah, insanları hür iradeleriyle seçecekleri şeylerin nerede ve ne şekilde seçileceğini ezeli yani zamanla sınırlı olmayan mutlak ilmiyle bilir ve bu bilgisine göre diler, yine Allah bu dilemesine göre takdir buyurup zamanı gelince kulun seçimi doğrultusunda yaratır. Bu durumda Allah’ın ilmi kulun seçimine bağlı olup, Allah’ın ezeli manada bir şeyi bilmesinin, kulun irade ve seçimi üzerinde zorlayıcı bir etkis yoktur. Aslında insanlar, Allah’ın kendileri hakkında sahip olduğu bilgiden habersizdirler ve pratik hayatta bu bilginin etkisi altında kalmaksızın kendi iradeleriyle davranmaktadırlar. Yüce Allah bildiği için belli şeyleri yapmıyoruz. Bizim bu işleri yapacağımız, O’nun tarafından ezeli ve ebedi ve mutlak anlamında bilinmektedir. Allah, kulu seçen ve seçtiklerinden sorumlu olan bir varlık olarak yaratmış, onu emir ve yasaklarla sorumlu ve yükümlü tutmuştur. Ayrıca Allah Teala kulun seçimine göre fiilin yaratılacağı noktasında bir ilahi kanun da belirlemiştir. Kaza ve kader ne demek KADERİ BAHANE ETMEK NEDİR? Kaza ve kadere inanmak iman esaslarındandır. Ancak insanlar kaderi bahane edere kendilerini sorumluluktan kurtaramazlar. Bir insan “Allah böyle yazmış, alın yazım buymuş, bu şekilde takdir etmiş, ben ne yapayım?” diyerek günah işleyemeyeceği gibi, günah işledikten sonra da kendisini suçsuz gösteremez, kaderi mazeret olarak ileri süremez. Çünkü bu fiiller, insanlar böyle tercih ettikleri için bu seçime uygun olarak Allah tarafından yaratılmışlardır. Ayrıca sır olan kaderin içyüzü Allah tan başkası tarafından bilinemez. O halde kader ve kazaya güvenip çalışmayı bırakmak, olumlu sonucun sağlanması ya da olumsuz sonuçların önlenmesi için gerekli sebeplere sarılmamak ve tedbirleri almamak, İslam’ın kader anlayışı ile bağdaşmaz. Allah her şeyi birtakım sebeplere bağlamıştır. İnsan bu sebepleri yerine getirirse Allah da o sebeplerin sonucunu yaratacaktır. Bu da bir İlahi kanundur ve kaderdir. KUR’AN-I KERİM’DEN KAZA VE KADER İLE İLGİLİ AYETLER Kadere iman farzdır. Bu husus Kur’an-ı kerim ve hadis-i şerifler ile bildirilmiştir. Allahü teâlâ, ezeli ilmiyle, insanların ve diğer mahlûkatın, ne zaman doğacağını, ne zaman öleceğini ve ne yapacaklarını bilir. İlahın her şeyi bilmesi, her şeye gücü yetmesi gerekir. Bilmeyen, gücü yetmeyen, muhtaç olan, ölebilen ilah olamaz. Allahü teâlâ, herkesin ne yapacağını bilir. Kur’an-ı kerimde mealen, “Allah, onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir” buyuruluyor. Bakara 255 Kaza ve kader ne demek İnsanların başına gelecek olaylar, doğacakları, ölecekleri ve ne iş yapacakları gibi bütün bilgiler, levh-i mahfuz denilen bir kitaptadır. Bu kitaptaki bilgilere kader deniyor. Kader hakkında birçok âyet-i kerime vardır. Birkaçının meali şöyledir “Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır…” En’am, 59 Kaza ve kader ne demek “Yeryüzünde vuku bulan ve başınıza gelen bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta levh-i mahfuzda yazılmış” olmasın. Elbette bu, Allah’a kolaydır. Hadid 22 Kaza ve kader ne demek “Ölümü Allah’ın iznine bağlı olmayan hiç kimse yoktur.” Al-i İmran145 “Ölüm zamanını takdir eden ancak Allah’tır.” Enam 2 “Yaptıkları küçük büyük her şey, satır satır kitaplarda yazılmıştır.” Kamer 52, 53 “Her ümmetin bir eceli vardır, gelince ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gider.” Araf 34 “Biz, her şeyi kader ile bir ölçüye göre yarattık.” Kamer 49 “Allah her canlının durduğu yeri ve sonunda bırakılacağı mekânı bilir. Hepsi açık bir kitapta Levh-i Mahfuzda’dır.” Hud 6 “Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey, Ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de, apaçık kitaptadır.” Sebe 3 “Bir canlıya verilen ömür ve ömrünün azaltılması da mutlaka bir kitaptadır.” Fatır 11 PEYGAMBERİMİZDEN KAZA VE KADER İLE İLGİLİ HADİSLER Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki Kaza ve kader ne demek “İman; Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, yani Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana, kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, ölüme, öldükten sonra dirilmeye, inanmaktır. Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet etmektir.” Buhari, Müslim, Nesai “Kadere inanmak, iman esaslarındandır.” Ebu Davud, Tirmizi “Kadere inanmayan imanın gerçeğine erişmez.” Nesai “Kaderi inkâr edenin İslam’dan nasibi yoktur.” Buhari “Kadere iman etmek, tevhidin nizamıdır.” Deylemi “Ahir zamanda şerli kimseler kader hakkında konuşur.” Hâkim “Ahir zamanda kaderi inkâr edenler çıkacaktır.” Tirmizi “Kaderi inkâr etmeyin. Hıristiyanlar kaderi inkâr eder.” Cami-us-sagir “Ümmetim kaderi inkâr etmedikçe, dinde sabittir. Kaderi yalanlayınca helak olurlar.” Taberani] “Ahirette kaderi tekzib edene rahmet nazarı ile bakılmaz.” İ. Adiy “Şu üç şeyden korkuyorum Kaza ve kader ne demek 1- Âlimin sürçmesi, 2- Münafıkların Kur’an böyle diyor diyerek tartışmaya girişmesi, 3- Kaderin inkâr edilmesi.” Taberani “Kaderden bahsedilince dilinizi tutunuz!” Taberani “Kaderi inkâr edene, bütün peygamberler lanet eder.” Taberani “Kadere, hayra ve şerre iman etmedikçe, başa gelenin asla şaşmayacağına, başa gelmemesi mukadder olanın da asla gelmeyeceğine inanmadıkça, hiç kimse iman etmiş sayılmaz.” Tirmizi Kaza ve kader ne demek Kader konusunda bilinmesi gereken bir başka husus da şudur Kaza ve kader ne demek Kader, iç yüzünü ancak Allah’ın bilebileceği, mutlak ve kesin bir biçimde çözümlenmesi mümkün olmayan bir ilahi sırdır. Zaman ve mekan kavramlarıyla yoğrulmuş bulunan insan aklı, zaman ve mekan boyutlarının söz konusu olmadığı bir ilahi ilmi, irade ve kudreti kavrayabilme güç ve yeteneğinde değildir. Kader konusunu kesin biçimde çözmeye girişmek, insanın kapasitesini zorlaması ve imkansıza talip olması demektir. Kaza ve kader ne demek ; Kaza ve kader ne demek – Kaza ve kader ne demek? Kaza ve kader ne demek – Kaza ve kader den koruna bilinir mi? Kaza ve kader ne demek – Kaza ve kader den nasıl korunulur? Kaza ve kader ne demek – Kaza ve kader ne anlama gelir? Kaza ve kader ne demek – Kaza nedir? Kaza ve kader ne demek – Kader nedir? Kaza ve kader ne demek – Kaza ve kader gerçekleşir mi? Kaza ve kader ne demek konusu ve Kaza ve kader ne demek hakkında soru,sorun ve görüşleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz… Bir önceki yazımız olan Kadere etki etmek mümkün mü? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz. Âl-i İmrân / 145. Ayet وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ اَنْ تَمُوتَ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِ كِتَابًا مُؤَجَّلًاۜ وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الدُّنْيَا نُؤْتِه۪ مِنْهَاۚ وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الْاٰخِرَةِ نُؤْتِه۪ مِنْهَاۜ وَسَنَجْزِي الشَّاكِر۪ينَ Önceden belirlenmiş bir yazgıya göre Allah izin vermedikçe hiç kimsenin ölmesi mümkün değildir. Kim yaptığı iş karşılığında bu dünyanın nimetlerini isterse, ona istediğini veririz; kim de âhiret mükâfatını isterse ona da istediğini veririz. Biz, şükredenleri mükâfatlandıracağız. Âl-i İmrân / 154. Ayet ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ Sonra Allah, bu kederin ardından size bir güven duygusu indirdi tatlı bir uyuklama hâli ki içinizden en samimi olanları bürüyordu. Bu arada bir kısmı da canlarının derdine düşmüş, Allah hakkında câhiliyeye ait gerçek dışı zanlar besliyor ve “Savaşa çıkma husûsunda bizim fikrimizi mi sordular?” diyorlardı. Sen de onlara “Bütün karar ve yetki tamâmen Allah’a âittir” de. Onlar, aslında sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyor ve kendi aralarında “Bizim fikrimiz sorulsa ve tercih hakkımız olsaydı, burada böyle öldürülmezdik” diyorlardı. Onlara de ki “Siz evlerinizde bile bulunsaydınız, haklarında ölüm takdir edilmiş olanlar, düşüp ölecekleri yerlere bir sebeple mutlaka çıkıp gideceklerdi.” Allah bunları, kalplerinizdeki samimiyeti denemek, gönüllerinizi şeytanın vesvesesinden temizlemek için yapmıştır. Allah sînelerde saklanan en gizli duyguları dahi bilir. En'âm / 2. Ayet هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ ط۪ينٍ ثُمَّ قَضٰٓى اَجَلًاۜ وَاَجَلٌ مُسَمًّى عِنْدَهُ ثُمَّ اَنْتُمْ تَمْتَرُونَ O, sizi çamurdan yarattı, sonra ömrünüze belirli bir süre tâyin etti. O’nun katında belirlenmiş bir ecel daha vardır. Siz ise hâlâ şüphe edip duruyorsunuz. En'âm / 35. Ayet وَاِنْ كَانَ كَبُرَ عَلَيْكَ اِعْرَاضُهُمْ فَاِنِ اسْتَطَعْتَ اَنْ تَبْتَغِيَ نَفَقًا فِي الْاَرْضِ اَوْ سُلَّمًا فِي السَّمَٓاءِ فَتَأْتِيَهُمْ بِاٰيَةٍۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَمَعَهُمْ عَلَى الْهُدٰى فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْجَاهِل۪ينَ Buna rağmen eğer onların imandan yüz çevirmeleri sana ağır geliyorsa, o halde şâyet güç yetirebileceksen yer altından bir tünel kazıyarak veya göğe bir merdiven dayayarak onlara bir mûcize getiriver de görüp inansınlar! Halbuki Allah dileseydi hepsini hidâyet üzere toplardı. Öyleyse sakın câhillerden olma! A'râf / 34. Ayet وَلِكُلِّ اُمَّةٍ اَجَلٌۚ فَاِذَا جَٓاءَ اَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ Her ümmet için takdir edilmiş belli bir süre vardır. Bu sürenin sonu geldiğinde artık onu ne bir an geciktirebilirler, ne de bir an öne alabilirler. Yunus / 49. Ayet قُلْ لَٓا اَمْلِكُ لِنَفْس۪ي ضَرًّا وَلَا نَفْعًا اِلَّا مَا شَٓاءَ اللّٰهُۜ لِكُلِّ اُمَّةٍ اَجَلٌۜ اِذَا جَٓاءَ اَجَلُهُمْ فَلَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ Onlara şöyle de “Allah dilemedikçe, ben kendime ne bir zarar verebilir, ne de bir fayda sağlayabilirim. Her ümmet için belirlenmiş bir süre vardır. Bu sürenin sonu geldiği zaman artık onu ne bir an geciktirebilirler, ne de bir an öne alabilirler.” Hûd / 6. Ayet وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْاَرْضِ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَاۜ كُلٌّ ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ Yeryüzünde kımıldayan bütün canlıların rızkı yalnızca Allah’a aittir. Allah, her canlının anne karnından başlayıp devam eden hayat yolculuğunun her basamağında uğrayacağı menzili, orada kalacağı süreyi ve bu basamağın sonunda emânet bırakılacağı yeri de bilir. Bütün bunlar, apaçık ve açıklayıcı-ayrıştırıcı bir kitapta kayıtlıdır. Hicr / 4. Ayet وَمَٓا اَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ اِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَعْلُومٌ Biz hiçbir memleket halkını, önceden tarafımızca belirlenmiş bir yazgıları olmadan helâk etmedik. Hicr / 5. Ayet مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ Vakti gelince de artık hiçbir toplum ne ecelini bir an öne alabilir, ne de onu bir an geciktirebilir. İsrâ / 58. Ayet وَاِنْ مِنْ قَرْيَةٍ اِلَّا نَحْنُ مُهْلِكُوهَا قَبْلَ يَوْمِ الْقِيٰمَةِ اَوْ مُعَذِّبُوهَا عَذَابًا شَد۪يدًاۜ كَانَ ذٰلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا Ne kadar ülke varsa hepsini ya kıyâmet gününden önce helâk edeceğiz veya onları şiddetli bir azapla cezalandıracağız. Bu, kitapta böylece yazılmıştır. Nûr / 43. Ayet اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُزْج۪ي سَحَابًا ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُ ثُمَّ يَجْعَلُهُ رُكَامًا فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِه۪ۚ وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ جِبَالٍ ف۪يهَا مِنْ بَرَدٍ فَيُص۪يبُ بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَصْرِفُهُ عَنْ مَنْ يَشَٓاءُۜ يَكَادُ سَنَا بَرْقِه۪ يَذْهَبُ بِالْاَبْصَارِۜ Görmez misin ki, Allah bulutları sevk ediyor, sonra açıklarını giderip onları bir araya getiriyor, sonra onları üst üste yığıp sıkıştırıyor. Bir de görürsün ki bunların arasından yağmur çıkıyor. O, gökten, oradaki dağlar büyüklüğünde bulutlardan dolu indiriyor da onunla dilediğini vuruyor, dilediğinden de onu öteye çeviriyor. O bulutlarda çakan şimşeğin parıltısı ise nerdeyse gözleri alıverecek! Neml / 74. Ayet وَاِنَّ رَبَّكَ لَيَعْلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمْ وَمَا يُعْلِنُونَ Doğrusu Rabbin onların göğüslerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. Neml / 75. Ayet وَمَا مِنْ غَٓائِبَةٍ فِي السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ Çünkü göklerde ve yerde gizli olan ne varsa, hepsi apaçık bir kitapta yer almaktadır. Sebe' / 3. Ayet وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَا تَأْت۪ينَا السَّاعَةُۜ قُلْ بَلٰى وَرَبّ۪ي لَتَأْتِيَنَّكُمْ عَالِمِ الْغَيْبِۚ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْاَرْضِ وَلَٓا اَصْغَرُ مِنْ ذٰلِكَ وَلَٓا اَكْبَرُ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍۙ İnkâra saplananlar “Başımıza öyle kıyâmet falan kopacak değil” diyorlar. De ki “Duyular ötesi âlemi çok iyi bilen Rabbime yemin olsun ki, kıyâmet mutlaka başınıza patlayacaktır. Ne göklerde ne de yerde zerre ağırlığınca bir şey bile O’ndan gizli kalamaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa hepsi apaçık bir kitapta kayıtlıdır. Fâtır / 11. Ayet وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ جَعَلَكُمْ اَزْوَاجًاۜ وَمَا تَحْمِلُ مِنْ اُنْثٰى وَلَا تَضَعُ اِلَّا بِعِلْمِه۪ۜ وَمَا يُعَمَّرُ مِنْ مُعَمَّرٍ وَلَا يُنْقَصُ مِنْ عُمُرِه۪ٓ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌ Allah sizi önce topraktan sonra bir damla sudan yarattı, sonra da sizi erkek-dişi şeklinde çiftler hâline getirdi. O’nun bilgisi olmadan bir dişi ne gebe kalır ne de doğurur. Bir canlıya ne kadar ömür verildiği de, ömründen neyin eksildiği de bir kitapta yazılıdır. Bütün bunlar, Allah için pek kolaydır. Kamer / 51. Ayet وَلَقَدْ اَهْلَكْنَٓا اَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ Gerçekten biz daha önce sizin gibi nice toplumları helâk ettik. Hiç düşünüp ibret alacak yok mu? Kamer / 52. Ayet وَكُلُّ شَيْءٍ فَعَلُوهُ فِي الزُّبُرِ Onların yaptığı her şey defterlerde kayıtlıdır. Kamer / 53. Ayet وَكُلُّ صَغ۪يرٍ وَكَب۪يرٍ مُسْتَطَرٌ Küçük büyük her şey satır satır yazılmıştır. Hadid / 22. Ayet مَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَبْرَاَهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌۚ İster kıtlık, kuraklık, deprem gibi yeryüzünde meydana gelen bir musîbet olsun, ister hastalık, açlık, ölüm gibi kendi canlarınızda, onu daha biz yaratmadan önce o bir kitapta yazılıdır. Şüphesiz bu, Allah’a göre pek kolaydır. Haşr / 3. Ayet وَلَوْلَٓا اَنْ كَتَبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمُ الْجَلَٓاءَ لَعَذَّبَهُمْ فِي الدُّنْيَاۜ وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابُ النَّارِ Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, mutlaka dünyada ken­di­lerini başka şekilde cezalandıracaktı. Âhirette ise onlara cehennem azabı vardır. Talâk / 3. Ayet وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُۜ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ بَالِغُ اَمْرِه۪ۜ قَدْ جَعَلَ اللّٰهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا Onu hiç ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah’a güvenip dayanırsa Allah ona yeter. Allah buyruğunu mutlaka gerçekleştirir. Allah, her şey için belli bir ölçü koymuştur. Nuh / 4. Ayet يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىۜ اِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ اِذَا جَٓاءَ لَا يُؤَخَّرُۢ لَوْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ “Tâ ki Allah da sizin günahlarınızı bağışlasın ve ceza vermeksizin belirli bir vakte kadar sizi ertelesin! Şüphe yok ki, Allah’ın takdir ettiği ecel gelip çattığında asla ertelenmez. Keşke bunu bilseniz!” Cin / 25. Ayet قُلْ اِنْ اَدْر۪ٓي اَقَر۪يبٌ مَا تُوعَدُونَ اَمْ يَجْعَلُ لَهُ رَبّ۪ٓي اَمَدًا De ki “Tehdit edildiğiniz o azap yakın mıdır, yoksa Rabbim ona uzun bir süre mi tâyin eder; onu ben bilemem?” Cin / 28. Ayet لِيَعْلَمَ اَنْ قَدْ اَبْلَغُوا رِسَالَاتِ رَبِّهِمْ وَاَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَاَحْصٰى كُلَّ شَيْءٍ عَدَدًا Tâ ki, peygamberlerin, Rablerinden gelen mesajları eksiksiz olarak ve hiçbir değişikliğe maruz kalmadan tebliğ ettiklerini Allah kesin bir şekilde ortaya koysun. Zâten Allah, onların nezdinde olup bitenleri ilmiyle çepeçevre kuşatmıştır ve her şeyi tek tek kaydettirip korumaktadır. KaderKader, ezelden ebede kadar hayır ve şer iyi kötü meydana gelecek bütün hâdiseler hakkında Cenâb-ı Hakk'ın kendi ilmi icabı bilip takdir Cenâb-ı Hakk'ın ezelde takdir buyurduğu hâdiselerin, zamanı gelince ilim ve irâdesine uygun olarak meydana sözlükte "ölçü, miktar, bir şeyi belirli ölçüye göre yapmak ve belir­lemek" anlamlarına gelir. Terim olarak “yüce Allah'ın, ezelden ebede kadar olacak bütün şeylerin zaman ve yerini, özellik ve niteliklerini, ezelî ilmiyle bilip sınırlaması ve takdir etmesi” demektir. Allah'ın ilim ve irade sıfatlarıyla ilgili bir kavram olan kader, evreni, evrendeki tüm varlık ve olayları belli bir nizam ve ölçüye göre düzenleyen ilâhî kanunu ifade "emir, hüküm, bitirme ve yaratma" anlamlarına gelen kazâ, Cenâb-ı Hakk'ın ezelde irade ettiği ve takdir buyurduğu şeylerin zamanı ge­lince, her birisini ezelî ilim, irade ve takdirine uygun biçimde meydana getir­mesi ve yaratmasıdır. Kazâ Allah'ın tekvîn sıfatı ile ilgili bir ve Kadere İmanKader ve kazâya iman yüce Allah'ın ilim, irade, kudret ve tekvîn sıfatla­rına inanmak demektir. Bir başka deyişle bu sıfatlara inanan kimse, kader ve kazâya da inanmış olur. Bu durumda kader ve kazâya inanmak demek, hayır ve şer, iyi ve kötü, acı ve tatlı, canlı ve cansız, faydalı ve faydasız her ne varsa hepsinin Allah'ın bilmesi, dilemesi, kudreti, takdiri ve yaratması ile olduğuna, Allah'tan başka yaratıcı bulunmadığına inanmak meydana gelmiş ve gelecek olan her şey, Allah'ın ilmi, dilemesi, takdiri ve yaratması ile olur. Her şeyin bir kaderi vardır. Bunun anlamı ise şu­dur Yüce Allah, insanları hür iradeleriyle seçecekleri şeylerin nerede ve ne şekilde seçileceğini ezelî yani zamanla sınırlı olmayan mutlak ilmiyle bilir ve bu bilgisine göre diler, yine Allah bu dilemesine göre takdir buyurup zamanı ge­lince kulun seçimi doğrultusunda yaratır. Bu durumda Allah'ın ilmi, kulun se­çimine bağlı olup, Allah'ın ezelî mânada bir şeyi bilmesinin, kulun irade ve seçimi üzerinde zorlayıcı bir etkisi yoktur. Aslında insanlar, Allah'ın kendileri hakkında sahip olduğu bilgiden habersizdirler ve pratik hayatta bu bilginin etkisi altında kalmaksızın kendi iradeleriyle davranmaktadırlar. Bir başka ifa­deyle söylersek biz, yüce Allah bildiği için belli işleri yapmıyoruz. Bizim bu işleri yapacağımız, O'nun tarafından ezelî ve mutlak anlamda bilinmektedir. Allah, kulu seçen ve seçtiklerinden sorumlu olan bir varlık olarak yaratmış, onu emir ve yasaklarla sorumlu ve yükümlü tutmuştur. Ayrıca Allah Teâlâ, kulun seçimine göre fiilin yaratılacağı noktasında bir ilâhî kanun da belirlemiş­ konusunda bilinmesi gereken bir başka husus da şudur Kader iç yüzünü ancak Allah'ın bilebileceği, mutlak ve kesin bir biçimde çözümlen­mesi mümkün olmayan bir ilâhî sırdır. Zaman ve mekân kavramlarıyla yoğrulmuş bulunan insan aklı, zaman ve mekân boyutlarının söz konusu olmadığı bir ilâhî ilmi, irade ve kudreti kavrayabilme güç ve yeteneğinde değildir. Kader konusunu kesin biçimde çözmeye girişmek, insanın kapasite­sini zorlaması ve imkânsıza tâlip olması ve kazâya inanmak iman esaslarındandır. Ancak insanlar kaderi bahane ederek, kendilerini sorumluluktan kurtaramazlar. Bir insan "Allah böyle yazmış, alın yazım buymuş, bu şekilde takdir etmiş, ben ne yapa­yım?" diyerek günah işleyemeyeceği gibi, günah işledikten sonra da kendi­sini suçsuz gösteremez, kaderi mazeret olarak ileri süremez. Çünkü bu fiiller, insanlar böyle tercih ettikleri için, bu seçime uygun olarak Allah tarafından yaratılmışlardır. Ayrıca sır olan kaderin iç yüzü Allah'tan başkası tarafından bilinemez. O halde kader ve kazâya güvenip çalışmayı bırakmak, olumlu sonucun sağlanması ya da olumsuz sonuçların önlenmesi için gerekli se­beplere sarılmamak ve tedbirleri almamak, İslâm'ın kader anlayışı ile bağ­daşmaz. Allah her şeyi birtakım sebeplere bağlamıştır. İnsan bu sebepleri yerine getirirse Allah da o sebeplerin sonucunu yaratacaktır. Bu da bir ilâhî kanundur ve bir ve Kazâ ile İlgili Âyet ve HadislerKader ve kazâya iman, her şeyin Allah'ın takdirine bağlı bulunduğuna işaret eden âyetlerin yanı sıra ilâhî ilmin, olmuş ve olacak tüm varlık ve olayları kuşattığını belirten âyetlerde ısrarla vurgulanmıştır. Hz. Peygamber de bazı meşhur hadislerinde kadere imanı bir iman esası olarak açıklamıştır. Kader konusu ile ilgili bazı âyetlerin meâli şöyledir"...O'nun katında her şey bir ölçü miktar iledir" er-Rad 13/8."...Her şeyi yaratıp ona bir nizam veren ve mukadderatını tayin eden Al­lah, yüceler yücesidir" el-Furkan 25/2."De ki Allah'ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez..." et-Tevbe 9/51.Bu âyetlerden başka Allah'ın her şeyin yaratıcısı olduğunu, dilediğini sapıklığa sevkedip, dilediğini hidayete erdirdiğini, insanlar arasında ölümü O'nun takdir ettiğini bildiren âyetler de bk. ez-Zümer 39/62; es-Sâffât 37/96; el-Arâf 7/178; el-Vâkıa 56/60 vb. kapsam açısından kâinatta her şeyin belli bir kadere bağlı bulunduğu, bunun da Allah Teâlâ tarafından belirlendiği sonucunu ortaya Peygamber de Cibrîl hadisi diye bilinen hadiste açıklandığı gibi, ka­dere imanı iman esasları arasında saymıştır. Bu hadiste geçtiğine göre Ceb­râil Peygamberimiz’e– “İman nedir?” diye sormuş, o da– “Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, hayır ve şerriyle kadere inanmandır” cevabını vermiştir bk. Müslim, “Îmân”, 1; Ebû Dâvûd, “Sünnet”, 15; İbn Mâce, “Mukaddime”, 9.Kaderin bir ilâhî sır oluşunu ve insanlar tarafından gerçek anlamda çözül­mesinin imkânsızlığını göz önünde bulunduran Hz. Peygamber kader konu­sunu tartışan ashabını uyararak şöyle buyurmuştur "Siz bununla mı emrolundunuz? Veya ben bunun için mi peygamber olarak gönderildim? Şunu biliniz ki sizden önceki ümmetler bu tür tartışmalara başladıkları zaman helâk olmuşlardır. Böyle tartışmalara girmemelisiniz" Tirmizî, “Kader”, 1.Allahın değişmez kanunlarıSÜNNETULLAH Allah’ın KanunuAhzab 62 “Allah’ın kanununda asla değişiklik bulamazsın.”Allah Teâlâ varlık âlemi ile ilgili kanunlar belirlemiştir. Tüm mevcudat ezelden ebede bu kanunlar doğrultusunda hareket Allah’ın sünneti, kanunu varlık âleminin düzeni için koymuş olduğu Allahın değişmez kuralalrını 2 şekilde düşünmekteyiz. Bu kurallar bir taraftan tabiattatohumun dikilip sulandıktan sonra çimlenmesi gibi değişmez prensipler olarak yaşanırken diğer taraftan da insanın tarihî süreç içerisinde benimsediği yaşam göreviyle de ilgili olarak geçerli kaideler olarak tecelli eder. Kur’an’da her iki hususu da ifade eden ayetler sünnetullahın tecellisi ile ilgili ayetlerden bazılarıRahman 5 “Güneş ve ayın hareketleri bir hesaba göredir.”Fussilet 11-12 “Sonra duman halindeki göğe yöneldi, ona ve yerküreye; isteyerek veya istemeyerek gelin! dedi. İkisi de “isteyerek geldik” dediler.“Böylece onları iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti….”Kur’an insanın tarih serüveni içerisinde, peygamberlerin tevhid mücadelelerini anlatan kıssalarla dikkatlerini çekmektedir. Kur’an bu hususu şu şekilde haber vermektedirNahl 24“Onlara Rabbiniz ne indirdi? denildiği zaman, öncekilerin masalları’ derler.”Kur’an’da bahsedilen bazı olaylar, iman ve İslam’ın, küfür ve şirkin, fısk ve fücurun, insanları nasıl farklı yönlere götürdüğünün seyredildiği parlak bir ifadesini bulan sünnetullahtan bazı örnekler1. Akıl ve irade sahiplerine dayatma 3 “İnsana doğru yolu gösterdik, artık ister şükreder, ister nankörlük eder.” Önce sorumlulukları, konusunda 208-209 “Hiçbir kasaba halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar olmadan yok etmedik. Biz zalim değiliz.”3. Mühlet 61 “Eğer Allah insanları zulüm yapmalarından ötürü hemen cezalandırsaydı, yer yüzünde bir canlı bırakmazdı.”4. Bir millet kendini bozmadıkça Allah da onları 11 “Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah onlar hakkındaki hükmünü değiştirmez.”5. Azabın görülmesinden sonraki iman kişiye fayda 85“Fakat azabımızı gördükleri zaman imanları kendilerine bir fayda vermeyecektir.”6. Kişi kazdığı kuyuya kendisi 43“Çünkü onlar yeryüzünde büyüklük taslıyor ve kötü tuzaklar kuruyorlardı. Halbuki kişi kazdığı kuyuya kendisi düşer.”7. Nankörlük helak 58“Nimet ve refaha karşı nankörlük eden nice kasabaları yok ettik.”8. Büyüklük taslamak helak 38 “Karun’u, Firavun’u ve Haman’ı da helak ettik. Andolsun ki Musa onlara apaçık delillerle gelmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı.”Mümin 51”Şüphesiz Peygamberimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında hem şahitlerin, şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.”Yoldan saparak azanların azap görmeleri, inanıp iyi işler yapanların ise dünya ve ahiret hayatında yardım görmeleri Yüce Allah tarafından belirli bir düzen içinde yaratılmıştır. Kâinatın işleyişi, Cenab-ı Allah'ın sonsuz kudretiyle belirlediği kanunlara göre cereyan etmektedir. Bu kurallara "Sünnetullah" denir. Bunlar Allah'ın dilemesi olmadıkça değişmeyen kurallardır. Kur'an'da şöyle buyurulmaktadır "Allah'ın önceden geçen toplumlar hakkındaki kanunu Sünnetullah budur. Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın". Bu kanunların dışında kalan her şey belli bir ölçü ve düzen içinde yaratılmıştır. Ateş yakmakta, su ise ateşi söndürmekte, güneş kendi etrafında dönmekte ve kendine mahsus yörüngesinde akıp gitmekte,tohum ve çekirdek kabuğunu yarıp filizlenmekte,gündüz geceyi, gece de gündüzü takip etmekte, gökten yağmur olan kâinatın bizzat kendisinin belirleyici olma özelliği mevcut değildir. Kâinat içindeki bütün varlıklar, hayatiyetini hareketlerini, varlığını Allah'ın koymuş olduğu sabit ve belli kanun ve ölçülere göre sürdürmektedir. Bu kuralların sabit, değişmez ve sürekli olduğu Kur'an-ı Kerim'de belirtilmektedir. Kâinatın ahenkli bir şekilde belli bir düzen içinde yaratılması, ilâhî iradenin insanlara bir lütfudur. Kâinata düzensizlik hakim olmuş olsaydı, insanın çekeceği ıstırabın boyutları hesap bile edilemezdi.…. burada insanlara, özellikle müslümanlara temel bir görev düşmektedir. O da, sünnetullah olarak adlandırılan ve kâinatın işleyişine esas olan söz konusu ölçü ve kuralları bilimsel bir yöntemle tespit etmektir. Bu yönde sarf edilecek gayretlerin, Allah'ın işine müdahale veya O'na karşı bir başkaldırı olarak değerlendirilemeyeceği açıktır. Aksine, dinimize göre, insanlığın hayrına olan bu çalışmalar "salih amel" kavramı içinde yer alan ve yapana da mükâfat kazandıracak işlerdendir.…. Burada önemsenmesi gereken husus, sonsuz kudret sahibi Cenab-ı Allah'ın sırlarla dolu olarak yarattığı kâinatın düzenini keşfetme gayretleridir. Bu gayretler, hem hayatımızı daha rahatlatacak, hem de Allah'ın büyüklüğünü ve kudretini daha iyi kavramamıza katkıda bulunacaktır.….İslâm inancına göre, insanlara düşen ilk görev Allah'ı doğru bir şekilde tanımak, O'na iman ve kulluk etmektir. Biz O'nu Kur'an-ı Kerim'de yer alan sıfat ve güzel isimleri vasıtasıyla tanıyoruz. Kur'an-ı Kerim'e göre, Allah Teala'nın, diğer sıfatlarının yanı sıra kudret ve irade sıfatları vardır. Onun gücü her şeye yeter. Yoktan var eder, varı da yok eder. İsterse bir anda her şeyi yerle bir eder. Her şey O'nun kudreti dahilindedir. Allah dilediğini yapar. Bu konuda mutlak irade sahibi O'dur. O'nun iradesine karşı durabilecek hiçbir şey yoktur. Bütün iradeler O'nun iradesine boyun eğmeye mecburdur. Ol dediği olur, öl dediği ölür. O'nun işine kimse karışamaz. Kudretiyle her an her yerde hazırdır. O'nun her işinde sonsuz hikmetler vardır. Allah abes ve boş bir şey yaratmaktan, lüzumsuz ve manasız işler yapmaktan Teala dilerse tabiatta olup bitenlere her an müdahale edebilir. Tabiat kanunlarını, başka bir ifadeyle, tabii sebepleri bir anda değiştirebilir. Aşağıya doğru akan suya, yukarıya doğru akma özelliği verebilir. Güneşi batıdan doğurabilir. Hiç kuşkusuz bütün bunlar O'nun yetkisi ve kudreti sahibi olgun ve Salih kimseler KAZA VE KADER KONUSUNDA çok bilgili ve kavrayış sahibidirler .Bu kavrayış onları hata yapmaktan , insanı arzu ve egolara dayalı hareket etmekten ve doğru yolu şaşırmasından korumaktadır.

kaza ve kaderle ilgili ayetler