🎏 Filozofların Eğitim Ile Ilgili Görüşleri

Eğitimher devrin ve devletin temel problemlerinden biri olmuş. "Ne İçin Eğitim" kitabında Nicholas Tate, filozofların görüşleri üzerinden eğitimin hedeflerini sorguluyor. Haşim Akın kitabı Dünyabizim için değerlendirdi. Eğitim, yüzyıllardır insanoğlunun gündeminde. Bu konuda fikir yürütenler, önce gerekçesinde anlaşamadılar. Şeklinde hiç anlaşılamadı Filozofların Salgınlar Hakkındaki Düşünceleri. Edgar Morin Geleneksel dayanışma yapılarının yozlaştığı bir toplumda yaşıyoruz. En büyük sorunlardan biri, komşular arası, çalışanlar arası, vatandaşlar arası dayanışmanın yeniden inşa edilmesi. Uygulanan kısıtlamalarla, dayanışma da güçlenecek, okula SürdürülebilirÇevre Eğitimi ile İlgili Tezlerin Eğilimleri: Bir Sistematik İnceleme 1st International Science, Education, Art & Technology Symposium UBEST Oluşturma zamanı: Nisan 1, 2014. filozof kadınlar - kadınlar hakkında filozofların görüşleri. ilk kez tek tanrılı dinler ortaya koydugu simgelerle kadınları bilgeliğin dışında bırakmış ve “sadece erkeklerle tanrı anlaşma yapar, sadece erkekler, tanrı ile insanlar arasında aracı olabilir” denmiştir. Aynı şey Batı 20212022 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İLKKURŞUN MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSES Filozofların görüşleri ile ilgili sorgulama ve anlatma. yazı, ana hatlarıyla Stoa felsefesi üzerine bir incelemedir. Yazıda Stoalı. filozofların varlığın hakikatine ve insanın faziletine ilişkin temel görüşleri. incelenmiştir Bu kavram çiftinin, bilimsel alandaki görünümü, akılyürütmenin içeriğiyle ilgili olup, bilgisel nitelikli sonuçlar vermesi yönündedir. Buna karşılık, Mantık disiplini açısından doğruluk-yanlışlık kavramlarının, düşünmenin formu ile ilgili olduğu görülmektedir. Bilimde doğru düşünme, nesnesine uygun düşünmedir. Birincibölümde eğitim, felsefe ve eğitim felsefesi kavramları açıklanmış; diğer bölümlerde ise idealizm, realizm, naturalizm, pragmatizm, varoluşçuluk, analitik felsefe, liberalizm, Marksizm akımları ve eğitim görüşleri ile ilericilik, daimicilik, temel esasçılık ve yeniden yapılanma gibi eğitim felsefeleri ele 11. sınıf öğrencilerimiz arasında ünite sonu değerlendirme çalışması olarak filozofların bilgi, ahlak ve varlık görüşleri ile ilgili yarışma yapıldı. Yayın: 13.10.2021 - Güncelleme: 13.10.2021 13:17 - Görüntülenme: 76 lsXyHe. Haberler > Zekalarıyla Bizi Büyüleyen Filozoflar Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz İlginç Bilgiler - 0800 Felsefeye bir de buradan bakalım. 1. Platon'un gerçek adı aslında Aristocles'ti. Platon, Eski Yunanca'da "geniş" anlamına gelen bir sözcüktü. Kendisine bu adın verilmesinin sebebi ise geniş omuzlarıydı. Platon çirkinliği ile bilinen hocası Sokrates'in aksine son derece çekici bir adam olarak görülüyordu. 2. Sokrates günümüzde yaşasa kendisine şizofreni tanısı konulabilirdi. Çünkü filozof etik ve felsefe alanında kendisine rehberlik eden bir "daimon"un olduğunu söylüyordu. Daimon batı dillerine demon şeytan, cin anlamında olarak geçen Eski Yunanca bir sözcük. Sokrates kendi içinde böyle bir sesin olduğunu ve kendisine rehberlik ettiğini belirtiyordu. 3. "Düşünüyorum o halde varım" cümlesiyle zihinlere kazınan Descartes, analitik geometriyi gördüğü bir rüyanın ardından geliştirdi. 1619’da, 10 Kasım’ı 11 Kasım’a bağlayan gece, Almanya Neuburg’dayken, Descartes kendini soğuktan korunma adına içinde bir eski usul fırının bulunduğu odaya kapattı ve içerideyken kutsal ruhun kendisine yeni bir felsefe konusunda aydınlattığına dair üç imge gördü. Çıkana kadar analitik geometriyi formüle etmişti ve matematiksel metodu felsefeye uygulama fikrini bulmuştu. Gördüğü imgelerden bilim arayışı onun için gerçek bilgelik arayışıydı ve hayatındaki çalışmalarının merkezi bir kısmıydı. 4. Demonax belki de tarihteki ilk açlık greviyle yaşamına son verdi. Yaşlandığı zaman kendine bakamayacak hale gelince Demonax bu haliyle kimseye yük olmak istemediğine karar verdi. Yemek yemeyi tamamen bıraktı. O vakitten itibaren ölene dek hiçbir şey yemedi. 100 yaşında öldü. Belki de açlık grevi sonunda ölen ilk insandı... 5. "Hazcı" olarak bilinen filozof Epikuros, hiç de sanıldığı gibi zevk ve sefa alemlerinde yaşayan biri değildi. Sadece arpa ekmeği, peynir ve meyve ile besleniyordu. Takipçilerinin de sadece yılda bir kez şarap günlerinde şarap içmelerine izin veriyor ve cinsel ilişkiden uzak durmalarını öğütlüyordu. 6. Jean-Jacques Rousseau "Emile ya da Çocuk Eğitimi Üzerine" diye bir kitap yazmış ancak kendi çocuklarını terk etmişti. Jean Jacques Rousseau 'toplum sözleşmesi' kavramıyla bugün dahi tartışılan son derece önemli bir filozof. Bunun dışında 'Emile ya da Çocuk Eğitimi Üzerine' diye bir kitap yazmış ve eğitim felsefesi ile ilgili görüşlerini ortaya koymuştu. Fakat bir sorun vardı, filozof kendi 5 çocuğunu doğar doğmaz terk etmiş, hiçbirine bu durumu sert biçimde eleştirdi ve Rousseau'nun iki yüzlü olduğunu söyledi... 7. Faydacılık görüşünün babalarından Jeremy Bentham son derece ilginç bir kişilikti. Hafif tempolu koşu olan Jogging'in mucidiydi. Evcil hayvan olarak domuz besliyordu. Yol kenarlarının mumyalanmış cesetlerle süslenmesini istiyordu ve bunun çiçeklerden daha estetik olacağını düşünüyordu. Kendisini de mumyalatan filozofun cansız bedeni University College London'da ziyaret edilebilir. 8. Kant o kadar dakikti ki, esnaf onun yürüyüş vaktine göre, saatlerini ayarlardı. Öylesine organize bir yaşamı vardı ki, günlük rutini asla şaşmazdıHer sabah, saat uyanır. Saat sınıfa girerek ders verir. İki saat sonra, yani saat çalışma odasına dönüp kadar çalışırdı. Sonrasında bir kadeh iyi cins şarap, likör ya da sıcak şarap içme zamanıdır. Öğle yemeğini genelde konukları ile birlikte yerdi. Yemeklerde devlet adamlarını, profesörleri, hekimleri, rahipleri, tüccarları ve genç öğrencileri yemeğinden sonra, şekerleme yapmadan önce ise 'filozof yolu' diye isimlendirilen günlük yürüyüşüne çıkardı. O kadar dakikti ki, o geçerken esnaf saatini ayarlardı. 9. Albert Camus futbolu tutkuyla seven bir kişiydi ve gençliğinde kaleciydi. Futbolu her zaman edebiyat ve tiyatroya tercih ettiğini belirtmiştir. Şöyle diyordu CamusAhlak ve insanın yükümlülükleri hakkında güvenebileceğim ne biliyorsam onu futbola borçluyum; çünkü ahlakta olduğu gibi futbolda da top hep beklemediğim köşeye geldi. 10. Nietzsche, Basel Üniversitesi Klasik Filoloji Bölümü'ne profesör olarak atandığında henüz 24 yaşındaydı ve üniversite tarihinin gelmiş geçmiş en genç profesörü olmuştu. Daha da ilginç olan o sırada daha doktora dahi yapmamıştı. 11. Jean-Paul Sartre, ölüm döşeğinde hayat boyu partneri olan Simone de Beauvoir'ya verdiği röportajda annesine karşı ensest duygular beslediğini ve kadınlar tarafından suda boğulma korkusu yaşadığını söyledi. İkilinin son derece ilginç bir cinsel yaşamı vardı ve 'açık' ilişki yaşıyorlardı. Ayrıca Simone de Beauvoir biseksüeldi ve birçok kadın sevgilisi oluyordu. Hatta bunlardan bazıları üniversiteden öğrencisiydi ve bu genç kadınları Sartre ile de paylaşıyordu... 12. Friedrich Nietzsche sahibi tarafından kırbaçlanan bir ata sarıldıktan sonra zihinsel olarak tamamen çöktü. 3 Ocak 1889 tarihinde Friedrich Nietzsche odasından çıktı ve bir at sürücüsünün atına kamçı vurduğunu gördü. Atın üstüne büyük bir heyecanla koştu, kollarını atın boynuna doladı ve ağlamaya başladı. Tam bir sinir krizi geçiriyordu. Yere düştü ve kendini kaybetti. İnsanlar bu manzara karşısında şaşkına dönmüştü. O tarihten itibaren mental olarak tamamen çöktü ve bütün zihinsel yeteneklerini kaybetti. 13. Ludwig Wittgenstein, Avrupa'nın en zengin iş adamlarından birinin oğluydu. Dâhi filozof babası öldüğünde günümüz parasıyla servetin milyarlarca dolar olduğu hesaplanıyor kendisine kalan mirası reddetti ve sadece kendi profesörlük maaşıyla geçindi. Yaşadığı odada ise bir yatak, bir masa ve bir sandalyeden başka hiçbir eşyası yoktu. 14. Schopenhauer, kelimenin tam manasıyla bir "paranoyak"tı. Her gün tıraş olduğu berberinin usturayla gırtlağını kesebileceğinden korkuyor ve paralarının çalınabileceği konusunda kendi bankasına bile güvenmiyordu. Kaynaklar'Sıradışı Filozoflar', İthaki Yayınları1 2 Haberler > Dünya Düşün Tarihine Damgasını Vurmuş 30 Etkili Filozof - 2310 - 1106 30. Konfüçyüs 551-479 Büyük Çin bilgesi, filozof, siyasal yönetici ve Çin tarihinde resmi din olarak kabul edilen öğretilerin kuramcısı Konfüçyüs'ün felsefesi, ahlak ile siyaset felsefesinin ağırlıkta olduğu bir felsefeydi. Bu felsefe, hep devinimli olmalarına karşın gök ile yerin birbirini dengeleyen güçler ve ortak varoluşlarının uyumlu olduğu inanışına dayanıyordu. Konfüçyüs'e göre insan bu koşullara tabidir, evreni örnek alıp ona benzemeye çalışması en iyi insanın bilge insan olduğu kanısındadır, ama kendisini bir bilge kabul etmez; pek az insanın bilge olmayı başardığını düşünür. Seçmeler'de 'bir bilgeye rast gelmekten umudu kestiği'ni söyler. Efendi kusursuzlukta bilgeden sonra gelir, günlük yaşamda etkisi en çok duyulan da aslında efendidir. Konuşmalar'da örnek olma özelliği ayrıntılarıyla anlatılan efendi, 'ahlaksal olanın tarafını' tutandır. Efendi, başkalarının mutluluğu için gösterdiği içten ilgide açığa çıkan ahlaksal yetkinliğinden ötürü, buyruk verebilir, itaat görebilir. 29. Sokrates 469-399 Sokrates Yunan Felsefesi'nin kurucularındandır. Sokrates’in, bilgelikleriyle ünlenenlere yöneltip onları bunalttığı sorularıyla felsefe dünyasında kendine yer edinmişti. Bu tür yaklaşımlar 'çürütme' elenchos denen belli bir kalıp içerisinde sergilenirler. Bu yöntem felsefe tarihinin ilk yöntemi olması bakımından son derece önemlidir. Eski Yunanca’da 'sınamadan geçirmek' ya da 'çürütme' anlamına gelen elenchos yöntemi, doğruluğundan şüphe duyulmayan bir sava karşı yöneltilen çeşitli sorularla, yapılan açıklamalarla, savın kapsamının olabildiğince genişletilmesiyle, en sonunda savın kendi içine taşıdığı çelişki ve tutarsızlıkların kanıtlanmasıyla doğruluk savlarının çürütülmesinin amaçlandığı düşünsel diyalektik bir süreçten oluşmaktadır. 28. Platon 428-348 Antik klasik Yunan filozofu, matematikçi ve batı dünyasındaki ilk yüksek öğretim kurumu olan Atina Akademisinin kurucusu Eflatun, akıl hocası Sokrates ve öğrencisi Aristoteles ile birlikte bilim ve Batı felsefesinin temellerini attı. Platon'un kurduğu akademi aynı zamandan günümüzdeki modern üniversite oluşumunun başlangıcı olarak da kabul felsefesini, beş önemli kuram içerisinde toplamak mümkündür. Bunlar bilgi, idealar, ruhun ölümsüzlüğü, evrendoğum ve devlet ile ilgili kuramlarıdır. Platon, bütün yaşamı boyunca hocası Sokrates'den edindiği ilham ile gerçek bir ahlakçı olarak kalmış, tüm bu kuramları, etik ağırlıklı görüşlerle irdeleyerek geliştirmiştir. Ona göre felsefenin ana ereği, insanın mutluluğu ve yetkin yaşamının sağlanmasıdır. Yetkin bir yaşam, ancak erdemli bir hayat sürmekle elde edilebilir. 27. Aristoteles 384–322 Aristo fizik, gökbilim, felsefe, zooloji, mantık, siyaset ve biyoloji gibi konularda pek çok eser edebi eleştiri alanında ilk teorisyen sayılır. Aristo'nun tiyatro ve şiir hakkında yaptığı yorumlar ve belirlediği kurallar 1700'lü yılların sonlarına kadar batı dünyasında etkili düşüncesinin evrimi hakkında süregelen tartışma ne boyutta olursa olsun, Platoncu bir okulda yetiştiği için ilk önce bu felsefeyle kopuşunun nedenlerini belirgin biçimde ortaya koyma kaygısı taşıdığını düşünmemiz için geçer sebepler var. Homeros hakkında Platon'un bir sözünü Aristoteles'le beraber Nikomakhos'ta Etik'te yazdığı gibi yad edecek olursak, hem dostluk, ve hem hakikat onun için kıymetli olsa dahi, ikinciyi birinciye yeğlemek durumdadır. 26. İbn-i Sina 980-1037 Tıp adamı, yazar, filozof ve bilim insanı olan İbn-i Sina'ya göre metafiziğin temel konusu, 'vücudu mutlak' olan Allah ile yüce varlıklardır. Vücut üçe ayrılır Olası varlık ya da ortaya çıkan ve sonra yok olan varlık; Olası ve zorunlu varlık; özü gereği gerekli olan varlık Tanrı. İbn-i Sina Tanrı'yı ' 'varlığı zorunlu olan' olarak belirtir ve bu fikir ona hastır. Akıl konusundaki görüşleri Aristotales'ten farklı olan İbn-i Sina'ya göre, akıl 5 çeşittir. Akıl konusunda Eflatun'un idealizmi ile Aristoteles'in deneyciliğini uzlaştırmaya, birleştirici bir akıl görüşü ortaya koymaya sonraki Doğu ve Batı filozoflarının çoğunu etkileyen İbn-i Sina, müzikle de ilgilenmiştir. 250'yi aşkın yapıtının başlıcası olan Şifa ve Kanun, felsefenin temel yapıtı sayılarak, uzun yıllar boyunca pek çok üniversitede okutulmuştur. 25. Thomas Aquinas 1225-1274 Thomas Aquinas bilgi, metafizik, siyaset, ruhun ölümsüzlüğü hakkında fikirleri ile skolastik düşüncenin önemli ismi ünlü Hıristiyan filozofdur fakat aynı zaman fikirleriyle Orta Çağ skolastik düşüncesinden Rönesans düşüncesine geçişte önemli bir yere de yaşadığı dönemde hukuk ve adalet konularındai Hıristiyan geleneğinin ve kadim Kilise insanlarının belirlediği kurallar bulunmaktaydı. Aynı şekilde, Cicero ve Aristo gibi bilgelikleri Orta Çağ insanının saygısına mazhar olmuş Hıristiyanlık öncesi filozofların da etkileri düşün dünyasını şekillendiriyordu. Fakat Aquinas birden fazla doğru olamayacağını düşünüyordu ve bu nedenle Roma hukuku, Kutsal Metinler ve antik çağın sevilen kâfirlerinin görüşlerini bağdaştırarak batı felsefesinin çok önemli yapı taşlarından biri oldu. 24. Francis Bacon 1561-1626 Bacon İngiliz filozof, bilim adamı, devlet adamı ve yazar. Bacon'ın felsefesinin merkezinde bilim vardır. Bilimin insanları aydınlatma ve geliştirme işlevini öne çıkarır. O'na göre bilim, doğanın özüne yönelmelidir. Bacon doğayı deneyle kavramaya çalışmıştır. Pragmatizm ile sonuçlanan deney temeline dayanan İngiliz felsefesinin ilk tohumlarını atmıştır. Bacon'a göre bilimin başlıca yönetemi tümevarımdır. Bacon yapıtlarıyla bilimin ve felsefenin, gelişimini göstermiş, doğa ve akıl arasında bir bağ kurulabileceği fikrini yerleştirmiştir. Aynı zamanda, ötanazi kavramını günümüzdeki anlamına yakın içerikte ilk kez Francis Bacon kullanmıştır. Hekimin görevinin, acısına son vererek hastayı tedavi edip iyileştirmekle sınırlı olmadığını, bunun başarılamadığı durumlarda ona rahat ve kolay bir ölüm sağlamayı da içerdiğini savunmuştur. 23. René Descartes 1596-1650 Yaşamının çoğunu Hollanda’da geçirmiş Fransız bir filozof olan Descartes matematikçi ve yazardır. Modern Filozofinin Babası unvanını almıştır ve kendisini takip eden Batı felsefesi çoğunlukla onun günümüzde hala çalışılan yazılarına cevap niteliğindedir. Özellikle “İlk Felsefe Üzerine Düşünceler” hala çoğu üniversitenin felsefe bölümünde standart bir kaynak olarak kabul edilir. Descartes’ın matematiğe katkısı da aynı derecede belirgindir; uzaydaki bir noktayı bir numaralar seti olarak işaretleyebilmeyi ve cebirsel denklemleri iki boyutlu koordinat sisteminde geometrik şekiller olarak göstermeyi ve tam tersini sağlayan Kartezyen koordinat sistemi, ismini Descartes’tan genellikle doğa bilimlerini geliştirmek için aklın kullanılması gerektiğini vurgulayan ilk düşünce insanı olarak tanınır. Onun için felsefe bilgiyi somutlaştıran bir düşünce sistemiydi. Descartes duyuların limitlerini göstermek için mum argümanını kullanır. Bir mumu ele alır, duyular mumun kesin karakteristiği ile ilgili bilgi sağlar; şekli, dokusu, boyutu, rengi ve kokusu gibi. Mumu ateşe doğru tuttuğunda, bu karakter özellikleri tamamı ile değişir. Fakat, görüldüğü üzere, hala aynı şeydir duyuları onu farklı bir şekilde bilgilendirse de, o hala aynı mumdur. Dolayısıyla mumun doğasını uygun bir şekilde kavraması için, duyularını bir kenara bırakmalı ve aklını kullanmalıdır. 22. Spinoza 1632-1677 Zamanında anlaşılmayan pek çok filozof gibi Spinoza da yanlış anlaşılmanın ve doğru anlaşılmamanın muhatabı olmuş, tuhaf bir çelişkiyle hem en büyük din karşıtı sayılmış, hem de eserinin temel kaynağının Tanrı sevgisi olduğu söylenmiştir. Bunlarla birlikte Spinoza'nın tam bir bilge yaşamı yaşadığı belirtilebilir. En büyük eseri Ethica adlı zor anlaşılan ya da tamamen zıt yönlerde anlaşılan felsefesinin oluşumunda bir yanda Yahudi mistiklerini, İslam düşünürlerini, skolastikleri, 17. yüzyılda çok önemli gelişmeler kaydeden doğabilimlerini, Giordano Bruno ve özellikle onun panteizmini ve bütün bunların ötesinde Descartes'ı ve Kartezyen felsefeyi buluruz. Bir anlamda bunlara bağlı olarak onun felsefi sorununun töz sorunu olduğunu, bu eksende varlık problemine yöneldiğini söyleyebiliriz. 21. John Locke 1632-1704 John Locke İngiliz klasik liberal filozofdur ve 17. yüzyılın en önemli düşünürlerinden biridir. Düşünce özgürlüğünü, insan eylemlerini akla göre düzenlemek anlayışını en geniş ölçüde yayan ilk düşünür olduğu için Avrupa'daki aydınlanma ve Akıl Çağı'nın gerçek kurucusu olarak kabul edilir. John Locke'a göre insan zihni doğuştan boş bir levhadır tabula rasa. Daha sonra bu zihin deneyimle tecrübe birlikte ve cezalandırma hakkını kendi iradesiyle yargıçlara yani yargı erkine bırakan toplum üyeleri, uygulanacak olan yasaların hazırlanması ve yürürlüğe konması görevini de bir başka güce; parlamentoya vermişti. Ancak Locke'a bu yeterli değiildir; bir de yürütme erkine ihtiyaç vardır; yasamanın koyduğu pozitif yasaları uygulayacak, ayrıca anlaşmaları yapacak, savaşa, barışa karar verecektir. Bu anlamda John Locke, günümüz demokrasi anlayışının ilk temellerini atmıştır. 20. David Hume 1711-1776 David Hume İskoç filozof, ekonomist ve tarihçidir. İnsan zihninde olup bitenleri deneysel yöntemi uygulayarak, yeni bir insan bilimi kurmayı öneren Hume tüm iyi niyetine ve yüksek amaçlarına rağmen, İngiliz empirizminin temel tezlerini koruduğu için son çözümlemede kuşkuculuğa düşmekten kurtulamamıştır. Bizim yalnızca, kendi zihnimizde doğrudan ve aracısız olarak tecrübe ettiğimiz ideleri, duyum ve izlenimleri bilebileceğimizi, bilgide kendi zihnimizin ötesine geçemediğimizi ve bundan dolayı herhangi bir şeyin insan zihninden bağımsız olarak varolduğunu söyleyemeyeceğimizi belirten Hume, insan zihnini bilgi bakımından analiz ettiği zaman, insan zihninin tüm içeriklerinin bize duyular ve deney tarafından sağlanan malzemeye indirgenebileceğini görmüştür, bu malzeme ise algılardan başka hiçbir şey değildir. Kısacası, David Hume düşüncenin insanlıktaki en önemli şey olduğunu söyleyen bir insandır. 19. Jean-Jacques Rousseau 1712-1778 Rousseau Cenevreli filozof ve yazardır. Siyasi fikirleri Fransız Devrimi'ni oldukça etkilemiştir. Düşünceleri özellikle, Devrim'den sonra kurulan yeni devletin kalkınmasında, toplumun sosyal yapısında ve eğitim sisteminde etkili doğru bir siyasal toplumun temellerini ortaya koyabilmek için olguların bir yana bırakılması gerektiğini belirtir. Çünkü ona göre salt olgulardan hareket edildiğinde, çıkarlar, yararlar ön plana yerleştirilmekte ve böylece adalet, hukuk ayaklar altına alınmaktadır. Rousseau, güçlünün haklı kabul edildiği, siyasal toplumun kökenine olguları yerleştiren, olgusal verileri ve kuramları eleştirmektedir. Yurttaşı, ortak benliği, halkı, devleti yaratan bir “toplum sözleşmesi”ni ve bu sözleşmeye toplumdaki her bireyin dahil olması gerektiğini savunur. Halk olmanın temelinde egemenliğin var olması gerektiğini düşünür. Yasaların olmadığı bir yerde devletten söz edilemeyeceğini savunmuştur. Yasaların, halkın tümü için geçerli olması gerektiğini düşünmektedir. 18. Immanuel Kant 1724-1804 Immanuel Kant Alman filozofdur. Alman felsefesinin kurucu isimlerinden biri olmuş ve felsefe tarihinin kendisinden sonraki dönemini belirleyici olarak etkilemiştir. Idealist düşüncenin temellerini atarak batı düşünce tarihinde bir yapı taşıdır ve günümüz felsefesinin temellerini felsefenin gelişim seyrine uygun olarak bilgi kuramını ön plana çıkartmıştır. Kant'ın gözünde bilim, liderleri kesin olan ve yöntemleri, ancak Hume'unki gibi felsefi bir kuşkuculuk benimsendiği zaman sorgulanabilen evrensel bir disiplindir. Bilim yansızdır ve nesneldir. O, felsefedeki ilk ve temel misyonunun bilimi temellendirmek, daha sonra da ahlakın ve dinin rasyonelliğini savunmak olduğuna inanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için, hem Descartes'ın rasyonalizminden ve hem de Hume'un empirizminden önemli gördüğü öğeleri alarak, epistemolojik idealizm diye bilinen kendi bilgi kuramını geliştirmiş, yükselen bilimin felsefi temellerini gösterdikten sonra, özgürlük ve ödevdüşüncesine dayanarak Hristiyan ahlakını savunma çabası vermiştir. O, fenomenal gerçeklikle, yani bizim duyular aracılığıyla tecrübe ettiğimiz dünya ile numenal gerçeklik, yani duyusal olmayan ve hakkında bilgi sahibi olunamayacak dünya arasında bir ayrım yapmıştır. 17. Hegel 1770-1831 Hegel felsefe tarihinin en etkili düşünürlerinden biri olan Alman hem onu takdir edenler hem de acımasızca eleştirenler gibi çok farklı konumlardaki insanlar üzerinde çok geniş bir yelpazede etkili olmuştur. Felsefenin sürekli tartışılan sorunlarının fasit dairesinin dışına çıkmak için, muhtemelen felsefede ilk kez, tarih ve yapının önemli olduğunu ileri sürdü. Efendi-köle diyalektiğinin kavramsallaştırması öz farkındalık oluşması için ötekinin öneminin altını Kant'ın felsefesine inanmakla beraber onun fikirlerini yetersiz buluyordu. Kant'ın aksine insanların her şeyi öğrenebileceklerine inanmıştı. Hegel'e göre dünya demek mantık demekti. İnsanlar mantığın sınırlarını çözdükleri anda beşerin sınırlarını da çözmüş olacaklardı. Hegel'e göre, biricik, canlı felsefe, çelişmelerin -daha doğrusu karşıtların- felsefesidir; çiçek, meyvenin ortaya çıkmasına yol açar, ama meyvenin ortaya çıkması için de, çiçeğin ortadan kalkması gereklidir. Demek ki üremenin gerçeği, hem çiçek hem meyve olmaktır. Ölüm hem ortadan kaldırmadır, hem yeniden doğuşu sağlayan koşuldur. 16. John Stuart Mill 1806-1873 John Stuart Mill İngiliz filozof, politik ekonomist, parlamento üyesi ve devlet alanında, yalnızca tümdengelimsel mantıkla ilgili çalışmalar yapmayıp, tümevarımsal mantığı da formüle ederek geliştirmiş olan Mill, mantıksal ilkeleri sosyal alana, siyaset ve ahlak alanına uygulamasıyla ün kazanmıştır. Psikoloji alanında, çağrışımcılığın babası olarak kabul edilen filozof, psikolojiyi 'zihin kimyası' olarak tanımlamıştır. O, çağrışımcı psikolojisini bilgi konusuna da taşımış ve bu alanda psikolojik bir idealizm geliştirmiştir. Mill, bununla birlikte, psikolojik idealizminde, maddesizciliği seçen Berkeley'den ayrılmış ve dış gerçekliğin varoluşunu kabul ederek, söz konusu nesnel gerçekliği 'duyumları mümkün kılan, kalıcı dayanak' olarak tanımlamıştır. Ahlak alanında yararcılığı savunan Mill, hazzı ya da mutluluğu insan eylemlerinin en büyük amacı ve mutlak ölçüsü yapmış ve yararcılığında, genelin iyiliğini ve refahını temele almıştır. 15. Soren Kierkegaard 1813-1855 Kierkegaard Danimarkalı filozof ve teologdur. Kierkegaard, varoluşçuluğun öncüsü sayılır. Varoluşçu felsefe bir bakıma her varoluşçu filozofta kendine özgü bir nitelik kazanarak ayrıca tanımlanır, ancak bilinen genel nitelikleri ve felsefi özgürlüğü açısından varoluşçuluğun kurucu isimlerinin başında Kierkegaard sayılmaktadır. Kierkegaard'ın belli bir felsefî sistematik geliştirmediği doğru olmakla birlikte, kullandığı kavramlar ve felsefe yapma tarzı sonradan varoluşçu felsefelerde görülen nitelikleri barındırır. Kierkegaard'ın itiraz ettiği ve sürekli eleştirdiği filozof Hegel'dir. Hegel'in rasyonalist ve sistematik felsefesi Kierkegaard için kabul edilemezdir. Varoluşçu felsefelerde görülen kavramların çoğunluğu öncül olarak Kierkegaard'da görülür saçma, bunaltı, korku ve kaygı. Kierkegaard'ın felsefî sorunsalı bir bakıma mevcut Hıristiyanlık içinde ve hatta karşısında nasıl iyi bir Hıristiyan olunacağı noktasına da bağlıdır. Kierkegaard, felsefe tarihinin soyut mantıksal kurgularla geliştiğini ve bu nedenle bireyi, bireyin gerçek yaşamını gözden kaçırdığını düşünür. Ona göre varoluş, somut ve öznel insanın yaşamıdır. Bu nedenle felsefe somut düşünmeye, yani varoluşa yönelmelidir. 14. Mikhail Bakunin 1814-1876 Mikhail Bakunin tanınmış bir Rus devrimci ve kolektivist anarşizm kuramcısıdır. Anarşist düşünürlerin ilk kuşağının temsilcilerindendir ve Anarşizmin babası olarak hangi isim ya da biçim altında olursa olsun, Tanrı da dahil olmak üzere tüm dış otorite sistemlerini reddediyordu. Ona göre doğa kanunlarının farkına her insan kendisi varır. Bakunin'in akıl yürütmesi, düşünme kanunları kendi doğasının kanunları olduğu için, bireyin bunlara uymaktan başka çaresinin olmadığı ve bu nedenle politik yapıların, yönetimlerin ve yasaların derhâl yok olacağı düşüncesine varır. Bakunin'in devrimci programını gerçekleştirme yöntemleri de onun prensiplerinden daha az anlamlı değildir. Bakunin’in tanımladığı gibi, bir devrimci özel bir ilgi veya duyguya izin vermeyen, din, vatanseverlik yâhut ahlâk konusunda, onu kelimenin her anlamıyla varolan toplumu altüst etme görevinden saptıracak hiçbir şüphe taşımayan, sâdık bir insan olmalıdır. 13. Henry David Thoreau 1817-1862 Henry David Thoreau ABD'li yazar, filozof, şair, tarihçi, kölelik karşıtı, vergi direnişçisi, kalkınma eleştirmeni ve yayınladığı başyapıtı Walden, Amerika'nın en önemli entelektüel akımlarından biri olan Transendentalizm için bir örnek eserdir. Eserde yer alan çevre konusundaki düşünceler, modern çevrecilik ve çevre koruma düşüncelerini şekillendiren fikirlerdir. Amerikan düşünce tarihi, transendentalizm ve naturalizmde bıraktığı izler ne kadar önemliyse, 'Sivil İtaatsizlik' isimli makalesi de siyasi tarihe bıraktığı iz de o kadar önemlidir. Meksika savaşı yüzünden, ki ona göre bu savaş sadece köleliği geliştirmek içindi, ödemeyi reddettiği vergi sonucu hapiste geçirdiği bir gece, onun 'Sivil İtaatsizlik' isimli makalesini yazmasına neden olmuştur. Daha sonraları Gandhi'nin en büyük ilham kaynağı olacak bu makale Thoreau'nun belki de en ünlü eseridir. Gandhi'nin dışında Tolstoy ve Martin Luther King gibi önemli isimler de Thoreau'nun düşüncelerinden ve eserlerinden ilham almışlardır. 12. Karl Marx 1818-1883 Karl Marx 19. yüzyılda yaşamış Alman filozof, politik ekonomist ve devrimcidir. Marx'ın ekonomi alanındaki çalışmaları, günümüzde emeği, emek-sermaye ilişkisini ve bunları takip eden ekonomi düşüncesini kavramanın büyük bir kısmı için temel oluşturdu. Sosyoloji ve sosyal bilimleri başlatan isim olarak da bilinir. En bilinenleri Komünist Manifesto ve Kapital olmak üzere hayatı boyunca sayısız kitap toplum, ekonomi ve siyaset hakkındaki teorileri -bir bütün olarak Marksizm- insan toplumlarının sınıf savaşımı-üretimi kontrol eden yönetici sınıf ile üretim için gereken emeği sağlayan mülksüz bir emekçi sınıf arasındaki çatışma- ile ilerlediğini iddia etmektedir. Marx, devletlerin yönetici sınıf tarafından idare edildiğini ve devletin ortak kamu çıkarı adına hareket eder gibi yapıp yönetici sınıfın çıkarları doğrultusunda yönetildiğini düşünmekte ve daha önceki sosyoekonomik sistemler gibi kapitalizmin de kendi yıkımına ve yeni bir sistem olan sosyalizmin onun yerini almasına neden olacak iç gerilimler ürettiğini öngörmektedir. Kapitalizmin içinde burjuvazi ve proletarya arasındaki sınıf çelişkilerinin çalışan sınıfın siyasi zaferi ve bunun sonucu kurulacak sınıfsız bir toplum;komünizmözgür üreticiler birliği tarafından yönetilen bir toplumun ortaya çıkacağını iddia etmektedir. 11. Friedrich Nietzsche 1844-1900 Nietzsche Alman filolog, filozof, kültür eleştirmeni, şair ve bestecidir. Din, ahlak, modern kültür, felsefe ve bilim üzerinde metafor ironi ve aforizma dolu bir üslupla eleştirel yazılar yazmıştır. Nietzsche'nin kilit fikirlerini Apollon-Dionysos ikiliği, perspektivizm, güç istenci, Tanrı'nın ölümü, Üstinsan ve bengi dönüş oluşturur. Felsefesinin merkezini oluşturan şey, kişinin coşkun enerjisini sömüren her türlü öğretinin, toplumsal olarak ne kadar geçerli olursa olsun sorgulanarak 'hayatın evetlenmesi'dir. Hakikatin değeri ve nesnelliği üzerine yürüttüğü kökten sorgulaması, geniş çaplı yorumların odağını oluşturur ve etkisi özellikle kıta felsefesi geleneğindee varoluşçuluk, postmodernizm ve post-yapısalcılık da dahil olmak üzere devam etmektedir. 10. Edmund Husserl 1859-1938 Husserl'de her zaman felsefeye yeni bir yön çizme eğilimi olduğu belirtilebilir, çünkü onun düşüncesine göre felsefe her tür sonradan inşa edilmiş kurgusal bağıntıdan ayrı olarak kendini özsel olarak temellendirmelidir. Husserl Hegelcilik'in etkisini yitirdiği ve Yeni-Kantçılık'ın akademilerde etkili bir güç haline geldiği bir dönemde felsefeye yeni bir yön verme çabasında oldu. Felsefe içerisinde tüm metafizik spekülasyonlardan ve bilimci ön yargılardan sıyrılmayı arzu eden yepyeni bir başlangıç yapmaya ve bu hayli emek isteyen başlangıca uygun, pekin bir felsefe sistematiği oluşturmaya yöneldi ve fenomenoloji olarak bilinen felsefe hareketinin temellerini attı. 9. Bertrand Russell 1872-1970 Russell, 1900'lerin başında İngilizler'in idealizme karşı başlattığı isyana öncülük etmiştir. Ludwig Wittgenstein ile birlikte analitlik felsefenin kurucusu kabul edilir. Felsefi denemesi ''İfade Üzerine' adlı eseri felsefinin paradigması olarak kabul görür. Aynı zamanda geniş bir çevrece 20. Yüzyılın önde gelen mantıkçılarından biri olarak bilinir. Çalışmaları mantık, matematik, dilbilim, bilgisayar teknolojisi ve filozofiyi, özelliklede dil felsefesi, epistemoloji ve metafiziği önemli ölçüde ticareti ve emperyalizm karşıtlığını desteklemiştir ve barışsever tutumundan dolayı Birinci Dünya Savaşı sırasında hapishanede yatmıştır. Daha sonra Adolf Hitler’e karşı kampanyalar düzenlemiş, Stalinci totalitarizmi eleştirmiş, Vietnam Savaşı’ındaki tutumu nedeniyle Amerikan hükümetini suçlamıştır. Aynı zamanda nükleer silahsızlanmanın dobra savunucularındandır. Son eylemlerinden bir tanesi İsrail’in Orta Doğu’daki ülkelere karşı izlediği tutumu eleştirdiği bir bildiri yayınlamasıdır. 8. Ludwig Wittgenstein 1889-1951 Wittgenstein Avusturya doğumlu filozof ve matematikçidir. Mantık ve dil felsefesi konularında yaptığı çalışmalarla modern felsefeye önemli katkılarda bulunmuştur. 20. yüzyılın en önemli filozoflarından geç dönem eserlerindeki kısa diyalog bölümlerinin üslup açısından harika olduğunun farkına vardı. Wittgenstein’ın giriş cümleleri geleneksel tarzının dışındaydı. Wittgenstein, geç dönem eserlerini oluştururken, özellikle felsefe tarihi açısından herhangi bir öncü edinmemişti. Felsefede düşünmeye yeni bir tarz getirdi. Felsefedeki bu yeni düşünme tarzı, tıpkı yabancı bir dili yeni öğreniyormuş gibi öğrenilmeliydi. Wittgenstein’ın bu yeni düşünme tarzının arkasından, sadece çok az filozof gitti. Felsefe yaparak, akıl bozukluğunu büyük bir felsefi problem olarak ele aldı. İnsanların uygun olmayan bir dil kullanımına saplanıp kaldıklarını düşündü ve bu yüzden fikirlerini kuralların dışında bırakmayı tercih etti. 7. Martin Heidegger 1889-1976 Heidegger varoluşçu felsefenin önde gelen isimlerinden biri olarak bilinen Alman filozof. Heidegger felsefe-dışı sayılan pek çok kavramı felsefeye taşıdı ve varoluşçu felsefecilerde görülen tarzda analizlere yöneldi ve bunları derinleştirdi. Kaygı, sıkıntı, merak, ölüm, korku gibi terimleri felsefe düzlemine taşıdı. Fenomenolojiyi varlık sorunu bağlamında yeniden yorumladı ve kullandı. Heidegger'in Husserl etkisi ile kendine özgü bir varoluşçu felsefe oluşturduğunu söylemek mümkündür. Diğer taraftan Heidegger, kendi felsefesinin Sartre tarafından yanlış anlaşıldığını ve varoluşçuluğun düşüncesini açıklamak için doğru bir terim olmadığını belirtmiştir. 6. Jean-Paul Sartre 1905-1980 Sartre ünlü Fransız yazar ve düşünür. Felsefi içerikli romanlarının yanı sıra her yönüyle kendine özgü olarak geliştirdiği Varoluşçu felsefesiyle de yer etmiş; bunlarla beraber varoluşçu Marksizm şekillendirmesi ve siyasetteki etkinlikleriyle 20. yüzyıl'a damgasını vuran düşünürlerden biri varoluşçuluğunda ilk olarak görülen, insanın önceden-tanımlanmamış bir varlık olarak ele alınmasıdır. İnsan kendi yaşamını ya da tanımını kendi kararlarıyla verecektir. İnsanın içinde bulunduğu koşullar içinde yaptığı tercihleri onun kim olacağını ve ne olacagını belirler. Bu, 'varoluş özden önce gelir' sözünün anlamıdır. İnsan önceden-zaten-belirlenmiş bir öze sahip değildir, daha çok o özünü kendi eyleyişleriyle gerçekleştirecek, yani varoluşunu şekillendirerek özünü ortaya koyacaktır. Kahraman ya da alçak olmak, insanın kendi yaptıklarıyla ilgili bir sonuçtur. Bu anlamda varoluşçu felsefede insanın etik bir varlık olarak sekillendirildiği, ama bununda siyasalı yadsımayan bir etik oldugu görülür. İnsan belirli bir bütünlügün içine doğmuştur, burada belirli bağımlılıkları vardır ve bu bağımlılıklar içinde bazı kararlar vermek zorundadır yaşamı boyunca. İşte bu kararlar insanın varoluşunun gerçekleştirilmesidir. Sartre varoluşçuluğu genelde sanıldığının aksine ve varoluşçu edebi metinlerde görülen karamsarlığa rağmen iyimser bir felsefe olarak değerlendirir. Özgürlük ve bağımlılık arasında tuhaf bir ilişki kurulur bu felsefede, öyleki, insan kendi özgürlüğüne de mahküm edilmiştir, denilir. Kendi kararlarıyla ve tercihleriyle özgürlügünü gerçekleştirmek zorundadır. 5. Albert Camus 1913-1960 Camus Fransız bir yazar ve filozoftur. Varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak tanınır; fakat Camus kendini herhangi bir akımın filozofu olarak görmediğinden, kendini bir 'varoluşçu' ya da 'absürdist' olarak bir anlam aramaya çalışmayacak kadar kısa olduğunu, nihayetinde bir anlamı olmadığı, anlamı olsa bile olmasının hiçbir şey değiştirmeyeceğidir. Bu yüzden insanın yapabileceği en iyi şey hayatını yaşamak olacaktır. Camus hayatın anlamsız olduğunu söylemiştir, fakat anlamsız bir şeyi anlamlı yaşamanın da bir sakıncası yoktur. Bu yüzden Camus'un felsefesi pesimist veya aşırı melankolik değildir. 4. Roland Barthes 1915-1980 Roland Barthes Fransız felsefeci, göstergebilimci, edebiyat eleştirmeni, edebiyat ve toplum teorisyeni. Barthes’ın düşünce evrimini sınıflandırmak kolay değildir. Çünkü onun yapısalcılıktan postyapısalcılıkğa uzanan düşünsel serüveni oldukça değişkendir. Onu hem post-modern felsefenin yaratıcıları arasında, hem de bizzat postmodern düşüncenin en özgün kuramsal uygulayıcılarından biri olarak anmak dilbilim'in tezlerini göstergebilimine taşımaya çalışır. Çünkü belli bir noktadan sonra onun için her şey gösterge dizgeleri olarak okunabilecek bir görünüm alır. Günlük hayattaki rastgele öğelerden yüksek sanat yapıtlarına her şey bir gösterge olarak analiz edilebilir ve edilmelidir. Onun göstergebilim anlayışı bu noktada gösterge dizgelerini anlamak, işleyiş yapılarını çözmek ve dolayısıyla anlam dünyasının yapısını açıklamak çabasından ileri gelir. 3. Jean-François Lyotard 1924-1998 Lyotard filozof, edebiyat teorisyeni, postmodernizmin ve postmodern felsefenin öncülerinden olan çağdaş Fransız düşünürüdür. Modernizmin-sonrası ya da ötesi olarak algılanan süreci Lyotard Postmodern Durum olarak tanımladı ve aynı adlı kitabında moderniteyi ve modern düşünceyi bu bağlamda sorunsallaştırdı. Postmodern felsefe içinde ve postmodernizm üzerine yapılan tartışmalarda en çok gönderme yapılan isimlerden birisi oldu. Postmodernizmin en önemli teorisyenlerinden biri olan Lyotard, temel fikirlerini Postmodern Durum isimli eserinde dile postmodernliği endüstri sonrası toplumun içinde bulunduğumuz şu anki evresine karşılık gelen bir durum ya da koşul olarak tanımlamıştır. Modernliği, bilim ve devleti meşrulaştırmak amacıyla kullanılan üstanlatıların oynadığı rol ile açıklayan Lyotard, bu üstanlatılardan ilerlemenin kesinliğini ve vazgeçilmezliğini vurgulayan iki tanesinin, modern bilimle Fransız Devriminin sonucu olan siyaset anlayışının özgürleştirici anlatısıyla,Hegelcilik ve Marksizmin spekülatif tarih felsefelerinin Batı kültürünü anlamak açısından büyük önem taşıdığını savunur. 2. Michel Foucault 1926-1984 Foucault Fransız düşünür, sosyal teorist, tarihçi, edebiyat eleştirmeni, antropolog ve sosyolog. Michel Foucault, daha çok toplumdaki daimi doğruları inceleyen bir düşünürdü. Nietzsche ve Heidegger’in düşüncelerinden oldukça etkilenen Foucault, çalışmalarında çoğunlukla Karl Marx veSigmund Freud’un fikirleriyle mücadele etti. Hapishaneler, polis, sigorta, delilik, eşcinsellik ve sosyal haklar konularında çalıştı. Bütün çalışmalarını modernitenin bireyler üstündeki etkisi ve getirdiği yeni iktidar ilişkileri üstüne kurdu. Öte yandan Gerard Raul'a verdiği röportajda post-modernist yahut post-yapısalcı olarak tasnif edilmeyi reddettiğini un felsefik yönünün anlaşılması, bir sosyal bilimler öğrencisi için aşılması ayrıcalık getirecek bir toplumdaki daimi doğruların oluşum sürecini modernist bir bakış açısı olarak görür ve kökten reddeder. Postmodernite kendini genel geçer doğruların aksine hareket eden bireylerde ve düşünüşlerde bulur. Bu nedenledir ki Foucault deliler üzerinde araştırmalar yapmıştır. Deliler ona göre toplumun daimi doğrularına uygun hareket edemeyen bireylerdir. Toplumun genelini bir oda içerisinde gören Faucault bütün düşüncelerin, hareketlerin bu daimi doğrular çerçevesinde yahut kıskacı altında ortaya çıktığını iddia eder. Gay, lezbiyen, transseksüel, biseksüel oryantasyonlar daimi doğrulardan ayrı doğrular çerçevesinde oluştukları için postmodernitenin varoluşunu ve moderniteden çıkıldığını gösterir. Foucault kendi çalışmalarının bile genel geçer daimi doğrulardan olmaması gerektiğine inanır ve çalışmalarının kullanıldıktan sonra atılmasını öğütler. 1. Jacques Derrida 1930-2004 Derrida Fransız bir filozof, edebiyat eleştirmeni ve Yapısökümcülük olarak bilinen eleştirel düşünce yönteminin kurucusudur. Derrida, Dil’i yeniden sorunsallaştırır. Ona göre dil, yapısalcıların sandığı ve gösterdiklerinden çok daha fazla oynak ve belirsiz bir şeydir. Anlam, karşıtlık içinde başka bir anlama gönderme yapmaksızın doğamaz, ve anlamın sınırları Dil'in tarihselliği içerisinde sürekli yer değiştirir; çünkü göstergeler her zaman başka anlam bağlamlarından geçerler, başka anlamlara gelirler, asla kapatılamazlar. Bağlamdan bağlama değişen göstergeler zincirinde anlam, dolayısıyla durmadan değişen bir nitelik arz eder. Derrida bağımsız bir gösterilenler alanının olamayacağını ileri sürer. Burada iki önerme belirginleşir Birincisi, bağımsız bir gösterilenler alanının olanaksızlığı ve ikincisi, hiçbir şekilde ya da herhangi bir şekilde bir gösterge dizgesinden yaptığı yapısökümcü okumalarla, klasik felsefenin, yani Derrida'ya göre mevcudiyet metafiziğinin bilinçdışı kaynaklarını ortaya koymaya çalışmış, metinin yapısındaki ikili karşıtlıkları sorunsalaştırmış ve böylece mevcut düşünüş yapısını sökmeyi denemiştir. Bir 'merkez' ve 'dışarısı' olduğu varsayımına karşı çıkmıştır. Bu noktada, Derrida, nın çalışmasında Logos'a yönelik temelli itirazların geliştirildiği görülür. Batı felsefesi'nde hem söz hem de akıl anlamına gelir Logos. Derrida'nın eleştirisinin tam da bu hedeflere yöneldigi açıktır. Burada metafizik bir varlık görüşü gizlidir çünkü ve Derrida, bir yandan akıl'ın konumunu sorunşallastırarak bir yandan da söz-merkezcilik'in yapısını deşifre ederek, mevcudiyet metafiziğinin ardındaki temel dayanak olan Logos'un sökümünü gerçekleştirir. Bunun sonucunda özne'nin metafizik mevcudiyet fikrinin merkezindeki konumu sona erdilir. Söz ve akıl sahibi özne artık metafizik mevcudiyetin merkezi dayanak noktası degildir.

filozofların eğitim ile ilgili görüşleri