🦧 Sana Benzemek Beni Söylediklerimde Arama

gr2DeVR. 294. Gün Ben Söyleyemediklerimde Gizliyim. Yine müthiş cümlelerle karşılaştım dostlar. Derin bir of çektim. Belki sizde çekersiniz benim gibi… Düşüncelerim, ipliği kopan tesbih taneleri gibi dağılıveriyor sensiz… Şimdi gözyaşlarımdan inci yapmak isterdim sana… Keşke yanımda olsaydın… Kelimelerim şelâleleşiyor ne zaman sana dair bir şeyler yazmaya kalksam… Yanan alnım, müşfik avuçlarına ne kadar da muhtaç bilemezsin… Beni ne kadar ateşe versen de, hiçbir hatıramız küllenemez, bunu bilesin… Zümrüd-ü Anka gibi kendi külümden doğar ve katar katar Turnalar gibi yine kanat vurarak yine revan olurum yollarına… *************************** Beni söylediklerimde arama... Ben söyleyemediklerimde gizliyim... O göremediğin koskoca derya gönlümdür, Gördüğün sahil ise dilim... Kıyılarıma vuran dalgalara şaşma... Onlar aşktan gel-git'im... Beni kendinde, kendimde arama... Ben hem bende hem sende bir gizim... Beni Mecnun'dan, Leyla'dan sorma... Ben yalnız Mevla'dan bir izim... *************************** Dert etme can! Gidenler dönmeyecek mi? Yitirdiğin her ne ise; Bir bakarsın yağmurlu bir gecede, Veya bir bahar sabahında karşına ki Güzellikler de var bu hayatta. Gel git’lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin? Hüzün olgunlaştırır... Kaybetmek sabrı öğretir... Mevlana Renk Kodu C 68 M100 Y 0 K 50 El “Bir kez önüm sıra beliriverince ışıltılı gözlerin, Etrafa anlam dolu hayatlar bahşeden ruhundan bir esinti düşünce nadan ellerimin üzerine, Senden gelen selam bir cennet muştusu, Şerha şerha yarılmış yüreğe sağaltıcı bir ecza, acıya müsekkin, yaraya merhem...” Kör Said “Bizlere sunulan muazzam imkanlara karşın herbirimizin kurabildiği yaşamı bir gözden geçirelim yeniden, merhum Kör Said’in mübarek ruhunu şad eylemek için her gün küçük muhasebeler yapalım, sözümüzün, tavsiyemizin ve varlığımızın etrafımızda yarattığı etkileri sık sık gözden geçirelim, varlığın içinden öylesine geçiveren etkisiz birer esintimiyiz, yaprak kımıldatmayan bir küçük yel mi, kimsenin teninde ürperti yaratmayan, olmasa da olan...” İsa’nın uzun ve kesik kolu üzerine “Bir şafak geliyor buraya doğru, hızla ve önlenemez bir şekilde, bir şafak geliyor ve zamana aldırmadan, mekanlara aldırmadan, sınırlara aldırmadan, isimlere aldırmadan her bir parçayı bir bütüne bağlayıp hepimizi tamlayacak, her eksiğimizi giderip İsa’nın kesik kolunu taşıyacak bir omuz getiren bir şafak. Şimdiiçinde senin de olduğun türküler söylüyoruz sık sık, sen diyoruz ey sevgili, ey bizden parça parça alıp götüren, merhamet nedir bilmeyen sevgili, ey güzeller güzeli, toprak rengine bürünüp bir vatan olan, dağ/bayır/ova olan, sulak arazi ve amansız çöl olan sevgili...” Mustafa Ekici’den her biri birbirinden sarsıcı denemeler... BEN SANA TEŞEKKÜR EDERİM Ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün, Ben uyurken benim alnımdan beni sen öptün; Serinlik vurdu korulara, canlandı serçelerim; Sen mavi bir tilkiydin, binmiştin mavi ata, Ben belki dün ölmüştüm, belki de geçen hafta. Sen bana çok güzeldin, senin ayakların da. Ülkü TAMER “Ben sana söylemiştim!”Hepimizin hayatımızda defalarca kullandığı, defalarca dinlediği, tam anlamıyla kalıplaşmış bir cümledir, bu cümle. Kelimeler değişmez, yeri değişmez. Hatta duygusu bile olanı ise, bu cümleyi duymaktan hiç haz etmememize, hatta üzülüp bir de üzerine sinirlenmemize rağmen, söylemekten de geri kalmayız. Çoğu zaman fırsat bile kollarız söylemek için.“Ben sana söylemiştim” cümlesi, dillendiren için öfkeyle birlikte haz da barındır. Uyarısı dikkate alınmadığı için otoritesine karşı şüphe edilmiş hisseder söyleyen. Fikrine güvenilmemesinin, kendisine hak verilmemesinin sinirini yaşar. Ama aynı zamanda, sonuç olumsuz da olsa, öngörüsüi gerçekleştiği için gizli bir zafer duygusu uyandırır. “Gördün mü bak, tam da söylediğim gibi oldu. Ben senden daha iyi bilirim, beni dinleseydin böyle olmazdı.” demektir aslında bu cümle. Aklının, fikrinin doğruluğunun ispatıdır. Söyleyeni bundan sonrası için danışılacak kişi yapar. Aslında öyle zanneder.“Ben sana söylemiştim” cümlesine maruz kalan ise, dillendirenin zafer hissinin çok uzağındadır. Uyarıyı dikkate almayıp da olumsuz sonuçları yaşadığında hissettiği “keşke dinleseydim” pişmanlığı, “ben sana söylemiştim” cümlesini duyduğu an uçar gider. Yerini öfke alır. Haksızlığının yüzüne vurulması, yaşanan mahcubiyeti ortadan kaldırır. Acımasızca gelir bu cümle. Zalimdir dinlemeyenin durumuna değil, kendi egosuna odaklandığı zamandır. Çözümle ilgili değil, geçmişle ilgilidir duymaktan rahatsız olduğumuz halde, neden kullanırız bu cümleyi?Aslında kendi içimizde değerimizden bir türlü emin olmadığımız için mi?Egomuzu beslemenin başka yolunu bulamadığımız için mi?Başkalarından akıllı olduğumuz zannettiğimiz için mi?Yoksa onların üzüntüsünden fırsat yakalama eğiliminde olduğumuz için mi?Sözü dinlenmeye değer biri olduğumuzdan bir türlü emin olmadığımız için mi?Değer bulma ihtiyacımız hiç bitmez ve maalesef bazen biz farkında olmadan gün içinde su yüzüne çıkıp iletişimimizi baltalar. Ancak kendi içimizde değerimizi belirlediğimizde, dışarıdan karşılama ihtiyacımızı dönüp, değerimizden emin olduğumuz noktaları belirleyip, eksik noktalarımızı tamamlamaya karar verdiğimizde kendi yolumuzu bulabiliyoruz. Farkındalığın gücü azımsanmayacak kadar

sana benzemek beni söylediklerimde arama